Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/7580 E. 2013/22086 K. 04.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7580
KARAR NO : 2013/22086
KARAR TARİHİ : 04.12.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.02.2013 tarih ve 2012/441-2013/88 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketi tarafından nakliyat rizikolarına karşı sigortalanan film emtiasının, davalının murisi olan … tarafından kamyon ile nakliyesi sırasında meydana gelen kaza sonucunda hasarlandığını, müvekkili tarafından dava dışı sigortalının zararının giderildiğini ileri sürerek, 28.380,67 TL’nın ödeme tarihi olan 30.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, kendisinin mağdur ve perişan durumda olduğunu, eşinin vefatından sonra 3 çocuğu ile geçinmek için uğraştığını, üzerine kayıtlı herhangi bir malı olmadığını, oturduğu evin dahi kira olduğunu, tazminatı ödeyecek durumunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davaya konu hasarın meydana geldiği kazada davalının murisi olan araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine Dairemizce; davalının savunmasında değindiği hususların TMK 605 ve 610/2 maddeleri de göz önüne alınıp değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş olmakla, bozma ilamı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonucunda, TMK’nın 605. maddesinde düzenlenen ölümü tarihinde mirası bırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olması olgusu yönünde araştırma yapıldığı, davalı murisinin hiçbir malvarlığı, taşınır ve taşınmazının bulunmadığı, başkaca gelirinin olmadığının belirlendiği, davalının TMK 610/2. maddesinde belirtilen eylem ve işlemlerde bulunduğunun da dosya kapsamından tespit edilmemiş ve bu hususun davacı yanca da ileri sürülmemiş ve kanıtlanmamış olduğu, davalının murisinin ölüm tarihi itibariyle ödemeden aczi açıkça belli olup davalının mirası reddetmiş sayılması gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat davasıdır. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra, davalının miras bırakanı olan taşıyıcının terekesinin borca batık olduğu ve ödemeden aczinin gerçekleştiğinden mirasının reddedilmiş sayıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 605/2. maddesi uyarınca, ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras ret edilmiş sayılır. Terekenin borca batık olup olmadığı miras bırakanın terekesinin aktif ve pasifinin tamamen bilinmesi ile mümkündür. Mahkemece yapılacak iş, miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle terekesinin aktif ve pasifini belirlemek ve sonucu uyarınca bir karar vermekten ibarettir. Somut olayda; mahkemece, davalının savunmasında değindiği hususların, TMK m. 605. maddesinde düzenlenen, ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olması olgusu olarak kabulünün mümkün olup olmadığı, aynı Yasa’nın 610/2. maddesi hükmü de göz önüne alınıp değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle Dairemizce yapılan bozmaya uyularak karar verilmiş ise de, davalı murisinin ölüm anındaki terekesinin borca batık olup olmadığı hususlarında ilgili Tapu Sicil Müdürlüğü, Trafik Tescil Şube Müdürlüğü gibi resmi kurumlarla yazışma yapılmak suretiyle araştırma yapılarak terekenin murisin ölüm tarihi itibariyle aktif ve pasifini belirlemek gerekirken sadece sosyal ekonomik durum tespiti için yapılan kolluk araştırması esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmaya uyulduğu halde, bozma gereği tam olarak yerine getirilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.