YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8049
KARAR NO : 2013/12127
KARAR TARİHİ : 10.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 44 yaşını doldurması üzerine emekli olabileceğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı; 44 yaşını doldurması üzerine emekli olabileceğinin tespitini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacının, 1479 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 2. fıkrası ( f ) bendi hükmü gereğince, 45 yaşını doldurması ve 20 tam yıl prim ödemesi halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 02.06.2010 tarihli ve tahsis talebi bulunup bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılamayan dilekçesine davalı Kurum’un 16.06.2010 tarihli yazısı ile; 6.705 gün borçlanılan hizmet süresi ile 57 yaşından gün alması halinde 31.05.2011 tarihine kadar kalan süreyi borçlanıp ödemesi halinde 7.200 gün ve 48 yaşında emekli olacağı belirtilerek cevap verildiği, ev hanımı olan davacının; 15.10.1987 – 30.04.1988 ve 17.02.1992 – 02.06.2006 tarihleri arasındaki 14 yıl, 10 aylık ( 5.340 gün ) süreyi 3201 sayılı Yasa’ya göre 5510 sayılı Yasa’nın 4/b bendi kapsamında borçlandığı ve borçlanma bedelini 31.08.2007 tarihinde ödediği, daha sonra 01.05.1988 – 16.02.1996 tarihleri arasındaki 3 yıl, 9 ay, 15 günlük ( 1.365 gün ) süreyi de SSK’ya borçlanarak ve 15.05.2008 tarihinde ödediği, ayrıca davacının kalan 495 günü de 02.02.2011 tarihinde ödeyerek toplamda 7.200 gün üzerinden borçlanma yaptığı anlaşılmıştır.
HMK’nın 297. maddesinde; mahkeme kararında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddütü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulamaz. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında, asıl talep ile yardımcı talepler hakkında, şüphe ve tereddütü gerektirmeyecek biçimde, açık olarak karar verilmelidir.
Öte yandan; her dava açıldığı tarihteki hukuki koşullara göre görülüp sonuçlandırılır. O halde, davacının 02.06.2010 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebi bulunup bulunmadığı davalı Kurum’dan sorularak, bulunması halinde bu tarih itibariyle yaşlılık aylığı şartları
oluşup oluşmadığı, bulunmaması halinde ise dava tarihi itibariyle yaşlılık aylığı şartları oluşup oluşmadığı değerlendirilerek varılacak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.