YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/2449
KARAR NO : 2019/14546
KARAR TARİHİ : 09.12.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde,
Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas ilamı bulunan sanık … hakkında TCK’nın 58. madde hükümlerinin uygulanmaması ve atılı suçtan kurulan hükümde Dairemizin uygulamaları ve mevcut dosya kapsamı doğrultusunda, alt sınırdan uzaklaşılarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini karşı temyiz olmadığından; sanıkların, cebir ve tehdit kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri kabul edilmesine rağmen hüküm kurulurken önce 5237 sayılı TCK’nın 109/1 ve devamında aynı Kanunun 109/2. maddelerinin tatbiki suretiyle kademeli uygulama yapılması sonuç cezaya etkili olmadığından, bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre; sanık … müdafiin mağdur beyanlarının çelişkili olduğuna, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığına, eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine, sanık … müdafiin mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık …’nın mağdurun alınan soruşturma beyanında kendisi tarafından darp edilmediğini beyan ettiğine, şikayetini geri almak için para istediğine, bu nedenle kararın bozulması gerektiğine dair temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2) Sanıklar hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince,
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 96/1. maddesinde “bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi…” ibaresi yer almakta; yasada eziyet kabul edilen eylemler tanımlanmamaktadır. Madde gerekçesinde ise “eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, eziyetin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir.” denilmektedir.
Somut olayda, sanıkların sistematik ve süreklilik arz edecek biçimde mağdurun ellerini ve ayaklarını ters askıyla bağladıktan sonra üzerinde sigara söndürmeleri, ayak altlarına sopayla vurarak darp etmeleri şeklinde geçekleşen eylemlerinin TCK’nın 96. maddesinde düzenlenen eziyet suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde kasten yaralama suçundan hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanıklar Tahsin ve İlhan müdafiileri ile sanık …’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321 ve 326. maddeleri gereğince, ceza miktarları yönünden kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 09.12.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.