YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5939
KARAR NO : 2014/22086
KARAR TARİHİ : 24.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sigorta edenin dolandırılması, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Suçun oluşması için, sigorta bedelini almak üzere, zararın gerçekleştiğini ileri sürerek bu bedeli sahte işlem ve belgelerle almaları yada almaya kalkışmaları gerekir. Olayla ilgili belgeler sigorta kurumuna sunulmadıkça suçun icra hareketleri başlamaz. Failin sigortalı malını, sigorta bedelini almak için tahrip etmesi, yakması, bozması, yok etmesi kandırmaya yönelik ağır yalandır ve hiledir. Bu şekilde sigorta bedelinin alınması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kişi olması gerekmez. Sigortanın türü de önemli değildir. Mal veya yaşam sigortası mali sorumluluk sigortası vb. olabilir. Yanıltıcı uygulamaların sadece araç sigortalarında değil, bedeni hasarlar da dâhil olmak üzere her tür sigorta alanında yapıldığı, sigorta şirketinin sözleşme şartları çerçevesinde ödememesi gereken bir hasarı ödetmek amacıyla sigorta şirketine bilerek yanlış bilgi verilmesi veya önemli bir hususun gizlenmesi ya da sigorta süresi içerisinde kasıtlı olarak bir hasara sebep olunması veya hasarın miktarının olduğundan fazla gösterilmesi suretiyle yarar sağlanması şeklinde ortaya çıktığı gözlemlenmektedir.
Katılana ait olan ve …Sigorta Acentesi olarak faaliyet gösteren işyerinde, sigortalı işçi olarak çalışan ancak aynı zamanda fiilen ortak olan sanığın, işyeri müşterilerinden olan tanık …’un aracına ait poliçeyi 17/07/2008 tarihinde kestiği halde poliçe bedelini yatırmadığı, 15/08/2008 tarihinde …’un aracında hasar meydana gelmesi üzerine, hasarın sigorta kapsamı içerisine girmesini sağlamak için 20/08/2008 tarihinde, 01/08/2008 tarihli makbuzu sahte olarak düzenleyerek kullandığı ve araçta meydana gelen, 2.793 TL tutarındaki hasarın servis istasyonunda giderilerek, bedelinin sigorta şirketine ödettirildiği; ayrıca sanığın, işyeri müşterilerinden olan,… ve … Tıp Merkezi’nin sigortalarına ait poliçe bedellerini peşin olarak aldığı halde, katılana ait olan ve kendisinde bulunan kredi kartını kartını bilgisi dışında kullanarak poliçe bedellerini katılana ait kredi kartından ödediğinin iddia edildiği olayda sanık, tanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın kullandığı iddia edilen kredi kartının katılanın şahsi işlerinde kullandığı kartı olmayıp sigorta bedellerinin ödenmesi için alındığı ve bu kartın sanık tarafından kullanılmasına katılanın da rızasının olduğunun katılan ve sanık beyanları ile doğrulanması nedeniyle banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun; tanık …’a ait araçtaki hasarın sigorta başlangıç tarihi olan 17/07/2008 tarihinden sonra, 15/08/2008 tarihinde meydana gelmesi, bu haliyle aracın hasar tarihinde sigortalı olması nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçunun; sanığın …’dan sigorta taksidi olan parayı daha önceden aldığı halde, daha sonra 01/08/2008 tarihinde belgenin düzenlendiği ancak bu belgenin aslı bulunamadığı gibi, tahsil edilen miktarı belgelemek amacıyla düzenlenen tahsilat makbuzunun daha sonra düzenlenmiş olmasının özel belgede sahtecilik suçunun unsurlarını oluşturmayacağı gerekçelerine dayanan mahkemenin beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 24/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.