YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6203
KARAR NO : 2014/22135
KARAR TARİHİ : 25.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; Suç tarihi itibariyle 23 yaşında olan sanığın, … Hastanesi (Orta Anadolu…A.Ş ticari ünvanlı şirket işletmesi)’ne amcası …’ın oğlu 15 yaşındaki …’un kimlik bilgileriyle müracaat edip 23/11/2009 ila 03/12/2009 tarihleri arasında ameliyat dahil muhtelif sağlık hizmetleri alarak katılan SGK’dan talep edilebilecek mahiyette (toplamda 1.772 TL’lik) fatura çıkarılmasına neden olması eyleminin “Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan yararına, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ilgili bölümüne göre maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken kamu davasında iki ayrı katılan olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve katılan SGK vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının vekalet ücreti takdirine ilişkin 8.paragrafının çıkartılıp yerine “Katılan taraflar kendilerini duruşmalarda birer vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre 2.200’şer TL’den ibaret maktu vekalet ücretlerinin sanıktan alınarak katılanlara ayrı ayrı verilmesine,” paragrafı yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.