YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6208
KARAR NO : 2014/22143
KARAR TARİHİ : 25.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, vefat nedeniyle düşme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, ayyaşlık veya bunlara benzer durumlarda bulunma dolayısıyla, fiil ve hareketlerin saikini ve sonuçlarını doğru olarak algılayamayan kişilerin dolandırılması, TCK’nın 158/1-c bendiyle ağırlaştırıcı neden kabul edilmiştir.
Algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle kişilerin aldatılması daha kolaydır. Algılama, duyu organları aracılığıyla, olay, nesne ve ilişkileri birbirinden ayırt etme demektir. Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk, uyuşturucu etkisinde bulunma ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olan kişilerin aldatılması suçun konusudur.
Mağdurda zayıf da olsa bir irade, zayıflamış bilinç var olmalıdır. Akla uygun davranma demek, belli bir olay karşısında normal insanlardan çoğunun izleyeceği davranışa uygun hareket etmek demektir. Hâkim, somut olayın mahiyetini, kişinin içerisinde yaşadığı sosyal çevreyi, gelişme derecesini, muhakeme ve fikrî becerisini göz önünde tutarak değerlendirme yapacaktır.
Algılama yeteneğinin çok zayıf olması veya hiç olmaması halinde, aldatılması gereken bir irade söz konusu olmayacağından dolandırıcılık suçundan bahsedilemeyeceğinden hırsızlık suçu söz konusu olacaktır. Ceza sorumluluğu olmayan 12 yaşını bitirmemiş çocukların ve tam akıl hastalarının yaptıkları hareketlerin anlam ve sonuçlarını bilemeyeceklerinden aldatılmalarından ve dolandırılmalarından bahsedilemez. 12 yaşını tamamlayıp 15 yaşını tamamlamayan çocukların algılama yeteneklerinin bulunup bulunmadığı araştırılarak, bulunmaması halinde eylem, hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Fail, bilerek mağdura uyuşturucu madde vererek veya sarhoş ederek onun algılama yeteneğini azaltmış ise ve oluşturulan bu zayıflık anında mal alınmışa eylem, TCK’nın 148/3. maddesi kapsamında mefruz cebir kapsamında değerlendirileceğinden yağma suçunu oluşturacaktır.
Sanık … (katılanın oğlu) ile 10/10/1997 tarihinde resmen boşandıkları halde birlikte yaşamaya devam eden eski eşi-sanık …’nın (katılanın eski gelini) 1924 doğumlu olup, algılama yeteneğinin zayıf olduğu ileri sürülen katılanın aynı evde kaldıkları zaman diliminde; sanık …’ın annesi için Sağlık Ocağı Tabipliğinden 01/08/2007 tarih ve 6955 protokol no’lu (tek hekimli) “Akli Denge Raporu” alınmasını sağlayıp,… Noterliği katiplerinden sanık …’nin de fiile katılımıyla aynı tarihli ve 18219 yevmiye no’lu, sanık Fatma’ya “taşınmaz satışı yetkisini de” veren vekaletnamenin, sanıklar (vekaletname sanıkları) … ve …’in de şahitliklerinde tanzim edilmesini müteakip; katılan adına kain tapu sicilinin …Mahallesi, 2810/4 ada-parseldeki binanın 11 no’lu bağımsız bölümünün vekil-sanık … tarafından sanık (vekaletname tanığı) …’e 17/08/2007 tarih ve … yevmiye no’lu resmi işlemle satılması, … tarafından da, azilname ve şikayet tarihlerinden sonra 29/09/2007 tarihinde … adlı üçüncü kişiye devredilmesi eylemlerinin TCK’nın 37. maddesi delaletiyle “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Dosyaya getirtilen nüfus kaydına göre sanık …’ın 08/07/2009 tarihinde vefat ettiğinin belirlenmesi nedeniyle kamu davasının TCK’nın 64/1 ve CMK 223. maddeleri uyarınca “düşmesine” karar verilmesi gerektiğini; kovuşturma aşamasında alınan Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu’nun katılanın akit tarihleri itibariyle “fiil ehliyetini haiz olduğuna” ilişkin raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde diğer sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeter derecede kesin delil bulunmadığını, bu nedenlerle sanıkların beraatlerine hükmolunması gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamalarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 25/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.