YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5942
KARAR NO : 2014/22102
KARAR TARİHİ : 24.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’nin Çubuk İcra Müdürlüğünün 2006/2046 icra nolu dosyasında bulunan 17.10.2006 tarihli, … ve … San. A.Ş. yetkilisi olan katılan … arasında imzalandığı belirtilen ve katılana ait şirketin sanık …’ye aralarındaki fesih nedeniyle 20.000 TL ödeneceğine dair taahhüt içeren ancak iki farklı bilirkişi raporu ile sahteliği tespit edilen sözleşmeye istinaden, katılan …’ın yetkilisi olduğu şirket hakkında ilamsız icra takibi başlattığı, sanık …’nin takip talebi ile ilgili katılanın itirazını önleyebilmek amacıyla katılanın şirketinde işçi olarak çalışan diğer sanık … ile anlaşarak, sanık …’a başka bir fabrikada yüksek maaşla iş bulacağını vaadedip, şirkete gönderilen içerisinde ilamsız takiple ilgili ödeme emri bulunan tebligatı sanık …’ın çalışmış olduğu şirket adına almasını sağlayarak katılanın haberdar olmasını engelledikleri ve şirkete haciz yapılmasına sebep oldukları, söz konusu fesih sözleşmesindeki 20.000 TL’lik borçla ilgili kısmın sonradan eklendiğinin bilirkişi raporları ile tespit edildiği, sanık …’ın … Noterliğinde tebligatı almasından yaklaşık bir ay sonra 19.01.2007 tarihinde vermiş olduğu beyanname ile sanık … ile yapmış olduğu anlaşmayı doğruladığı, bu şekilde sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde kamu kurumu olan icra müdürlüğünü aracı kılmak suretiyle hileli hareketlerle menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Sanık, tanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, sanık …’in işyerinin ortağı olması ve bu nedenle tebligat parçasını sanıktan alması ve sanık …’ın tebligatın içeriğini bildiğine ilişkin delil bulunmaması gerekçelerine dayanan mahkemenin beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekili, sanık …’nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
a)Sanık …’nin yaptığı icra takibi sonucunda katılan şirketteki mallara haciz konularak muhafaza altına alınmış olması, söz konusu malların katılanın hukuk mahkemsindeki dava süreci boyunca muhafaza altında kalmış olması karşısında, sanığın nitelikli dolandırıcılık eyleminin tamamlanmış olduğu gözetilmeden, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 35. maddesi ile cezasında indirim yapılması,
b)Kabule göre de, sanık hakkında neticeten belirlenmiş olan 4 gün adli para cezasının günlüğü 20 TL’den paraya çevrilmesi sırasında sonuç cezanın 80 TL yerine 100 TL olarak belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi,
c)TCK’nın 51/3. maddesi gereğince belirlenecek denetim süresinin 1 yıldan az olamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.