YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11556
KARAR NO : 2017/2524
KARAR TARİHİ : 05.04.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mühür bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamada, toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluş ve soruşturma sonucuna uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 05.04.2017 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİDİR
Dairemizin 05/04/2017 tarih, 2016/11556 Es, 2017/2524 Kr sayılı çoğunluk görüşüne aşağıda belirttiğim gerekçeyle muhalifim.
Sanığın 5237 sayılı TCK’nın 203/1, 62/1, 53. maddeleriyle 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Hükmün Açıklanması suretiyle kurulan Gaziantep 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/07/2014 tarih 2014/281 Es 2014/505 Kr sayılı kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sanık hakkında aynı mahkemece 11/03/2011 tarih 2010/278 Es- 2011/95 Kr sayıyla verilen hükmün CMK’nın 231/6 ve devam maddeleri uyarınca açıklanmasına geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Deneme devresi içinde sanık hakkında Gaziantep 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/03/2014 tarih 2014/84 Es 2014/223 Kr sayı ile 5237 sayılı TCK’nın 86/2, 86/3-a, 29/1, 62/1 maddeleri uyarınca doğrudan 2240 TL APC ile cezalandırılmasına ilişkin kesin olarak verilen hükme istinaden ilgili mahkemesine ihbarda bulunulduğu görülmüştür.
Kesin olarak verilen kararların olağan yargı yolu içinde temyiz incelenmesine konu edilmesi mümkün değildir. Ancak şartların varlığı halinde kanun yararına bozma suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi mümkündür. Dolayısıyla etkin bir yargısal denetime tabi olmayan kesin hükümlerin hükmün açıklanmasına dayanak alınması mümkün değildir. Bu durum iç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesine güvence altına alınan Masumiyet Karinesinin ihlali niteliğindedir.
Bu sebeblerle anılan mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim. 05/04/2017