Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2014/20837 E. 2016/11202 K. 06.12.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20837
KARAR NO : 2016/11202
KARAR TARİHİ : 06.12.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı İdare vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 6.12.2016 Salı günü davalı İdare vekili Av. … geldi. Davacı vekili Av. … geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili ve davalı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı İdare tarafından dava dışı borçlunun vergi borcu nedeniyle gönderilen 146.376 TL’lik 26.11.2012 tarihli haciz ihbarnamesinin 10.12.2012 tarihinde tebliğ edildiğini, yedi günlük itiraz süresini geçirdiklerinden 21.2.2013 tarihli ödeme emri düzenlenerek 4.3.2013 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme emrinin iptali için Vergi Mahkemesine açtıkları davanın derdest olduğunu, dava dışı vergi borçlusu ile 31.1.2011-9.11.2012 tarihleri arasındaki ticari ilişkiden doğan borçlarını 9.11.2012 tarihinde ödeyerek sonlandırdıklarını belirterek 10.12.2012 tarihli haciz bildirisine konu 146.376 TL için borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı İdare vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu gereğince dava dışı vergi borçlusunun davacı şirketten haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı İdare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 Sayılı AATUHK’nun 79.maddesi gereğince açılmış menfi tespit istemine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı idare vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davanın açılmasına davalı … Dairesi Başkanlığı sebebiyet vermediğinden vekalet ücreti ve yargılama giderlerinde sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 168.maddesinde değişiklik yapan 5904 Sayılı Yasanın 35.maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir hükmünü içerdiğinden maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücreti takdiri de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı İdare vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı İdare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1.350,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine 6.12.2016 gününde Üye … ve …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
(Karşı oy) (Karşı oy)

-KARŞI OY-
HMK 326.ncı maddesi gereğince “kanunda yazılan haller dışında” yargılama giderinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Aynı Yasa’nın 312/2.maddesi gereğince de ancak davalı, davanın açılmasına kendi hal ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmez.
Somut olayda, davacı 6183 sayılı Yasa’nın 79.maddesinde kendisine tanınan hakkını kullanarak menfi tesbit davası açmış, davalı davanın başından sonuna kadar davanın reddi gerektiğini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kural olarak, davalı davayı kaybettiğinden yargılama giderlerinden sorumludur. Ayrıca HMK 312/2.maddesindeki halde davalı davayı kabul etmediğinden gerçekleşmemiştir. Bu nedenle mahkemenin bu yöne ilişen kararı doğru olmakla (2) nolu bozma sebebine katılmıyoruz.