YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13412
KARAR NO : 2017/4001
KARAR TARİHİ : 04.05.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar … ve Arkadaşları 07.11.2003 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Beldesinde bulunan 4 parça tespit dışı taşınmazı imar ve ihya ettiklerini, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu belirterek adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır.
Mahkemece, fen bilirkişi tarafından düzenlenen 03.12.2007 tarihli krokili raporda 3-A, 3-B, 3-C, 3-D, 3-E ve 4-A ile işaretlenen taşınmazların davacılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 24.03.2010 tarih 2010/214 E. – 2010/3379 K. sayılı bozma kararında özetle; “…5602 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro sırasında temyize konu 4-A ile işaretlenen taşınmazın orman niteliği ile tescil dışı bırakıldığı, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihe kadar orman sayılacağı, orman kadastrosunun kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı, halen bir bölümünün sahil şeridinde kalması ve üzerinde 4-5 yaşlarında zeytin fidanlarının bulunması karşısında 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddesindeki koşulların oluşmadığı anlaşıldığından anılan yere ilişkin davanın reddine karar verilmesi, 3-A, 3-B, 3-C, 3-D ve 3-E ile işaretlenen taşınmazlar yönünden ise hükme dayanak yapılan orman raporunun yetersiz olduğu, bu sebeple yörede yapılan orman kadastrosuna ilişkin harita ve belgeler getirtildikten sonra kesinleşen orman tahdit haritasının, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının uygulanarak yöntemine uygun şekilde orman araştırması yapılması, taşınmazın sulu veya kuru tarım arazisi olup olmadığı yönünde ziraat bilirkişiden rapor alınması, anılan taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde düzenlenen 40/100 dönüm kısıtlama araştırmasının yapılması, oluşacak sonuca göre hüküm kurulması ..“ gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra fen bilirkişi 22.05.2012 tarihli rapor ve krokide (A), (B), (D), (E) harfleri ile işaretlenen sırasıyla 1.196,95 m2 – 2.613,21 m2 – 319,74 m2 – 789,25 m2 yüzölçümlü taşınmazların davacılar adlarına tapuya tesciline, 3- C ve 4-A ile işaretlenen taşınmazlara yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, TMK’nın 713. maddesi uyarınca açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 15.05.1986 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması, daha sonra 24.11.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen sınırlaması yapılmamış yerlerde orman kadastrosu ve tüm ormanlarda 2/B uygulaması, 1956 yılında yapılıp kesinleşen arazi kadastrosu vardır. Arazi kadastrosunun kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına
04/05/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.