Yargıtay Kararı 21. Ceza Dairesi 2016/1615 E. 2017/1722 K. 05.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/1615
KARAR NO : 2017/1722
KARAR TARİHİ : 05.04.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

1-2007 takvim yılında, sanığın zirai ürün alımına yönelik düzenlediği tüm belgelerini, zirai ürün satışına yönelik düzenlediği 21 adet faturadan 19 adetinin sahte olduğunun iddia ve kabul olunması, sanığın suçlamayı kabul etmemesi karşısında, öncelikle faturaları ve müstahsil makbuzlarını kullanan kişi veya şirket yetkilileri hakkında düzenlenmiş vergi raporlarına istinaden açılmış dava varsa dosyalarının celp edilip incelenmesi, bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi yönünden mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim tesellüm belgeleri, bedellerinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun kanıtlama yeteneği olan geçerli ödeme belgelerinin bulunup bulunmadığının ve satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediğinin tespiti ile subuta götürecek düzeyde adlarına fatura düzenlenen kişilerin mahkeme huzurunda beyanlarının alınması ve sonrasında dosyanın bir bütün halinde bilirkişi heyetine tevdii edilerek incelemesi yaptırılması ve toplanan tüm deliller değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi ve sanığın hangi faturaları sahte olarak düzenlediği gerekçe ve delilleri ile karar yerinde tartışılması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
a-Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 02.03.2010 gün ve 2010/9-47 Esas, 2010/45 Karar sayılı ilamı ile dairemizin benzer nitelikteki yerleşik kararlarında belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için objektif ve subjektif koşulların bir arada bulunmasının gerektiği, bu şartların sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kabul etmesi, daha önce kasıtlı başka suçtan sabıkasının bulunmaması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri itibariyle ve duruşmadaki tutum ve davranışlarına göre yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaate varılması, suçun işlenmesiyle oluşan mağdur ve kamunun zararının aynen iade, tazmin ve önceki hale getirme suretiyle giderilmesinden ibaret olduğu; duruşmadaki tutum ve davranışları nedeniyle hakkında takdirim indirim nedeni uygulanan ve engel sabıkası bulunmayan sanığın, temyiz aşamasında zararın giderildiğine dair ibraz ettiği belgenin doğruluğu araştırılarak sonucuna göre, hakkında yukarıda izah edildiği şekilde CMK’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya ertelenme hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı karar yerinde tartışıldıktan sonra hukuki durumunun belirlenmesi,
b- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.04.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.