YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7093
KARAR NO : 2017/8109
KARAR TARİHİ : 10.04.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkiline davalı kooperatifte çalışırken, 60 ton peynirin üretim ve depolama hatasına bağlı olarak bozulması üzerine baskı ve zorlama ile 15/08/2012 tarihli borcu üstlendiğini gösteren taahhüt imzalatıldığı ve davacının resmi merciler nezdinde yaptığı şikayet ve itirazların karşılığı olarak ve kötü niyetle teminat senedi alındığı ve icra takibine koyulduğunu belirterek takibe konu senet ve senedin kaynağı tekeffül beyanı nedeni ile borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline davalının %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının görev yaptığı süre içerisinde, yetkisi dışında yaptığı yanlış işlemler ile kooperatifi zarara uğrattığı, herhangi bir zorlama ve baskı olmadan takibe konu bonoyu verdiği, büyük miktarda peyniri ödeme gücü olmayan kişilere sattığı, satış ve pazarlama müdürlüğünün görev tanımının 10. maddesine aykırı davrandığı, alacağın borçlulardan tahsilinin mümkün olmadığı ve bu kişilerden tahsilat yapılırsa davacının borcundan düşüleceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının verilen emir ve görevi gereğince kooperatif başkanının da bilgisi dahilinde peynir satışı yaptığı, satış yapılan müşterilerden alınan bonolar ile müşteriler aleyhine takip yapılan alacağın borç ödemeden aciz belgesine bağlanmadığı, davacının kooperatifi zarara uğratacak kusurlu bir davranışı bulunmadığı anlaşıldığndan icra takibi nedeni ile borçlu olmadığının tesitine, takip sırasında tahsil edilen kısmın istirdatına ve davalı kötüniyetli olduğundan alacağın %20 si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delilerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının kötüniyet tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK.)’nun 72 maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir.
Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır.
Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu’nun 72/5inci maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir.
Nitekim aynı ilkeler, Hutut Genel Kurulunun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 7.12.2011 sayılı ve 2011/13-576 esas 2011/747 karar ve 20.03.2013 gün ve E:2012/19-778, K: 2013/250 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Dosya içeriğine göre, davacı-borçlunun, vekaleten satış ve pazarlama müdürü olarak görevlendirildiği dönem içerisinde satılan 60 ton peynir bedelinin borçlulardan tahsil imkanı bulunmadığı gerekçesi ile, iş sözleşmesi devam ederken, davacıdan bu olay sebebi ile alınan bonoya dayanılarak davacı aleyhine icra takibi yapılmıştır. Dosya kapsamına göre, icra takibinin haksız olduğu yargılama sonucunda ortaya koyulmuştur. Ancak sözkonusu borcun tahsili amacı dışında kötüniyetle icra takibi yapıldığı kanıtlanamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.