Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2015/13844 E. 2017/2878 K. 22.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13844
KARAR NO : 2017/2878
KARAR TARİHİ : 22.03.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemini kullanmak suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız çıkar sağlama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1- Belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için düzenlenen veya değiştirilen ya da kullanılan belgenin, gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği bu suçun temel unsuru olup, özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmelidir. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte (nesnel) olup olmadığı ve beş duyuyla ilk bakışta anlaşılabilir olup olmadığı, şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Mahkeme kararının gerekçesinde; sanığın başkasına ait nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle bankada hesap açtırarak, istediği amacı gerçekleştirmesine göre nüfus cüzdanının iğfal kabiliyetinin bulunduğunun bahsedilmemesi karşısında; belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri mahkemeye ait olduğu cihetle, sanığın bankaya ibraz ettiği üzerinde kendi fotoğrafı bulunan, … Yapı Kredi Bankası’nın yazı eklerinde göndermiş olduğu nüfus cüzdanının getirtilip incelenmek suretiyle fotoğraf üzerinde soğuk mühür izinin bulunup bulunmadığı duruşma tutanağına geçirilip, belge aslının denetime olanak verecek şekilde dosya arasında bulundurulması, gerektiği ve fotoğraf üzerinde soğuk mühür izinin bulunmaması nedeniyle fotoğraf değişikliği yapılmak suretiyle gerçekleştirilen sahteciliğin ilk bakışta dikkat çekecek nitelikte olup olmadığının, iğfal kabiliyetini haiz olup olmadığının karar yerinde açıklanıp tartışılmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- 5237 sayılı TCK’nın 244/4. maddesinde, “Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde…” biçimindeki ifadeden bu fıkradaki düzenlemenin tali norm niteliğinde olduğunun anlaşılması, buna göre öncelikle yasada düzenlenmiş olan bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenebilen diğer suçların oluşup oluşmadığı değerlendirildikten sonra gerçekleştirilen eylem bu suçlardan hiçbirisinin tanımına uygun değil ise, bu durumda eylemin 244/4. maddesi kapsamında suç oluşturacağı düşünülerek; müştekinin yetkili temsilcisi olduğu … Limited Şirketine ait Akbank … Şubesinde bulunan … nolu hesabından müştekinin bilgisi ve rızası dışında girilerek, 5.200,00 YTL’yi havale edip aynı tarihte Yapı Kredi Bankası …Şubesi’ndeki hesaptan çekilmesi eylemindeki kastın, müştekinin banka hesabında bulunan, taşınır nitelikteki parayı bilişim sistemini kullanmak suretiyle kendi hesaplarına geçirmeye, müştekinin rızasına aykırı olarak mal varlığında azalmaya neden olmaya, var olan veriyi başka bir yere göndermekten ziyade, bu verinin temsil ettiği parayı alarak mal edinmeye yönelik olması nedeniyle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.11.2009 gün ve 193/268 sayılı kararında açıklandığı üzere; sanığın fiilinin TCK’nın 142/2-e maddesinde öngörülen “bilişim suretiyle hırsızlık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
3- Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmasına karşın; 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden TCK’nın 244/4. maddesi uyarınca hüküm kurulması,
4- Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 22.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.