Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2016/21422 E. 2016/18493 K. 07.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21422
KARAR NO : 2016/18493
KARAR TARİHİ : 07.11.2016

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine
2-Davacı, iş akdinin, davalı işveren tarafından İş Kanununun 25/2-e maddesi uyarınca “işçinin; işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırrını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması” gerekçe gösterilerek feshedildiğini ancak esasen davalının kendisine 17.01.2013 tarihinde ”bütün hak ve alacaklarımı aldım, hiçbir hak ve alacağım kalmamıştır” şeklindeki evrakları imzalamaya zorladığını, fakat bu evrakları imzalamadığını; bu nedenle iş akdinin feshedildiğinin iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, ulusal bayram genel tatil, yıllık izin, fazla mesai ücretleri alacağını talep etmiştir.
Davalı, davacının iş akdinin, müvekkili şirket tarafından adlı hastalardan hasta katılım ücreti alınması gerekirken, bu ücretlerin sistemde görülmemesi nedeniyle İş Kanununun 25/2-e maddesi uyarınca haklı olarak feshedildiğini; beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil çalışması yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil çalışması alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil çalışmasının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil çalışmasının yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil çalışması olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ve ulusal bayram genel tatil çalışması ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil çalışması alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil çalışması ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Somut olayda, davacının çalışmalarına ilişkin 01.01.2012-31.05.2012 tarihleri arasındaki, bilgisayarda tutulmuş kayıtları bulunmaktadır. Fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının kayıt bulunan dönem yönünden kayıtlara göre hesaplanması gerekirken tanık beyanlarına göre hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, kayıt bulunan dönemi kayda göre hesaplayıp bu dönem yönünden takdiri indirimi yapılmadan, kayıt bulunmayan dönem yönünden tanık beyanlarına göre hesap yapıp takdiri indirim yapılıp kararı davacının temyiz etmemesi nedeniyle davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak da dikkate alınıp çıkacak sonuca göre karar vermektir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 07/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.