Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2016/10157 E. 2017/1817 K. 05.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10157
KARAR NO : 2017/1817
KARAR TARİHİ : 05.04.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkumiyet, sanık …’ın temyiz isteminin reddi

İlk derece mahkemesince verilen hükümler ile temyiz isteminin reddine dair Ek karar temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık …’ın temyiz isteminin incelenmesinde;
Gerekçesi gösterilmek suretiyle temyiz isteminin reddine ilişkin verilen Ek karar usul ve kanuna uygun olduğundan, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle Ek kararın ONANMASINA,
Suça sürüklenen çocuk ile sanık … haklarında kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Sanık … hakkında kurulan hükümden sonra 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi ile ilgili olarak 24.11.2015 tarihli, 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamıyla verilen iptal kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.
Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, suça sürüklenen çocuk ile sanık … müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 05.04.2017 tarihinde üye …’in karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Sanık …’in mağdureyi evlenmek amacıyla kaçırdığı, diğer sanık … ile suça sürüklenen çocuk …’in atılı suça iştirak ettiği olayda, evlenmenin içerisinde cinselliği barındırmakla birlikte salt cinsellikten ibaret olmadığı, TCK’nın 109/5 madde ve fıkrasının uygulanabilmesi için bizatihi cinsel amaçla eylemin gerçekleştirilmesinde zorunluluk bulunduğu, sanıkların mağdureye yönelik cinsel söz ve davranışta bulunmadıkları, evlenme dışında mağdurenin cinsel amaçla kaçırıldığına dair dosyaya yansıyan herhangi bir delilin de olmadığı, bu nedenle mevcut haliyle olayda 5237 sayılı TCK’nın 109/5. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı anlaşıldığından, anılan nedenlerle mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.