Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/9326 E. 2017/8411 K. 11.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9326
KARAR NO : 2017/8411
KARAR TARİHİ : 11.05.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 01.08.1998-12.09.2013 tarihleri arasında ütücü olarak aylık net 2.000,00 TL ücret ile çalıştığını, işverenin ücretleri zamanında ödemediğini, sigorta primlerinin alınan gerçek ücret üzerinden değil asgari ücret üzerinden ödendiğini, müvekkilinin işverenin haksız davranışları nedeni ile iş akdini haklı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve asgari geçim indirimi alacağını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalı işyerinde maaşların zamanında ödendiğini, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden ödendiğini, davacının şirket yetkililerin kendisine haksız davranışta bulunduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının mazeretsiz olarak 16/09/2013-18/09/2013 tarihleri arasında işe gelmediğini, gerekli bildirimlerin davacıya yapıldığını, davacının her hangi bir mazeret sunmadığını, bu nedenle davacının iş akdinin İş Kanunu’nun 25/II-(g) bendine göre bildirimsiz ve tazminatsız olarak fesih edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının işyerindeki hizmet süresi 15 yıl 1 ay 12 gün olup ütücü olan bir kişinin ve davalı işyerinde uzun süreli kıdemi bulunan davacı çalışanın asgari ücret ile çalışmasının hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, tanık anlatımları ve davalı işyeri tarafından davacının maaşının 2.000,00 TL olduğuna ilişkin yazı da dikkate alınarak, ücretinin 2.000,00 TL net olduğu kanaatine varıldığı, ancak davacının sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden yatırıldığı, davacının sözleşmesini bu nedenle haklı nedenle feshettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti genel tatil ücreti talebi kabul edilmiş, asgari geçim indirimi ve ihbar tazminatı talebi reddedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Duruşmada tefhim edilen ve hükmün esasını teşkil eden hüküm özeti ile gerekçe arasında çelişki olması 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırıdır.
Diğer taraftan 6100 sayılı HMK. 298/2. maddesinde kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olamayacağı yukarıda belirtilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’na uygun bir biçimde yeniden düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine göre “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.”
Somut uyuşmazlıkta, Mahkeme karar gerekçesinde davacının net 2.000,00 TL ücret aldığının kabul edildiğinin belirtilmesine rağmen, hükme esas bilirkişi raporunda davacının tazminat ve alacaklarının net 1.572,80 TL ve brüt 2.200,00 TL ücret aldığı kabul edilerek hesaplama yapıldığı, Mahkemece tespit edilen miktarların hüküm altına alındığı anlaşılmıştır. Bu bir çelişkidir. Hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratılması hatalı olup, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.