Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2016/260 E. 2016/3754 K. 29.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/260
KARAR NO : 2016/3754
KARAR TARİHİ : 29.06.2016

Davacı … arasındaki davadan dolayı … 03.11.2014 gün ve 2014/656-2014/279 sayılı hükmü onayan Dairemizin 02.10.2015 gün ve 2015/3329-4736 sayılı ilâmı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinin belirlenen tarihte ifa edilmemesi nedeni ile sözleşmede belirlenen gecikme cezasının tahsiline karar verilmesi istemiyle şimdilik 2.000,00 TL’nin tahsilinin talep edildiği alacak davası olarak açılmıştır. Davalı cevabında, sözleşmede 130 olarak yazılmasına rağmen işin bitirme süresinin 180 gün olduğunu ve süresinden 7 gün önce işin tamamlandığını, temerrüde düşmediklerini, fesihte kusurun davacılara ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Dairemizin 02.10.2015 tarih ve 2015-3329 Esas, 2015-4736 Karar sayılı ilâmıyla onanmış, davacı vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurmuştur.
Somut olayda uyuşmazlık, davacının alacaklarını tam ve kesin olarak belirleyebilecek durumda olup olmadıkları, alacağın açıkça belirlenebilir ve tartışmasız olup olmadığı, sonucuna göre de davanın belirsiz alacak ve kısmî dava olarak açılmasının mümkün olup olmadığı konularında toplanmaktadır.
Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmî dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmî dava denir. Bir davanın kısmî dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir.
Kısmî dava, 6100 sayılı HMK’nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında “Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir” hükmüne, 2. fıkrasında ise “Talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmî dava açılamaz” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre kısmî dava açılabilmesi için; talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması, miktarının yanlar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir. Eğer talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmî dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız ise veya taraflar arasında miktar veya parasal değer bakımından
./..
s.2

15.H.D.
2016/260
2016/3754

bir tartışma olmakla beraber tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde belirli ise o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde kısmî davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmî dava açmakta hukuki yararının bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine dava hakkının kötüye kullanılması söz konusu olur.
Talep konusu taraflar arasında tartışmalı ise ya da açıkça belirli değilse açılan bir kısmî davada davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir kısmî davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Eğer davalı cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık açılmış olan kısmî davanın ve davada saklı tutulan fazla hakların hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddedilmeyip taleple bağlı kalınarak işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir. Öte yandan; dava konusu edilen alacak, yargılama sırasında hesap raporu alınmasını gerektiriyor veya miktar veya değerinin belirlenmesi yargılama sırasında başka bir olgunun tespit edilmesini gerektiriyor ise talep konusu alacağın tartışmalı veya açıkça belirlenemeyeceği kabul edilmelidir.
Dava konusu somut olayda işin ne zaman teslim edildiği, gecikme olup olmadığı ve gecikme var ise gecikilen gün sayısı hususlarının tartışmalı olduğu değerlendirildiğinde alacağın belirli ve tartışmasız olduğu, davacının kısmi dava açmakta ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutmakta hukuki yararının bulunmadığı kabul edilemez. Öyleyse mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 109/1. maddesinde öngörülen kısmi dava şartlarının oluştuğu kabul edilerek davaya bakılıp sonuçlandırılması gerekirken hukuki yarar yokluğundan reddi yasaya aykırıdır. Kararın bu yönden davacı yararına bozulması gerekirken bu hususun gözden kaçırılarak kararın onanması doğru olmamış, davacı vekilinin karar düzeltme istemi yerinde bulunarak Dairemiz onama ilâmının kaldırılıp yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin 02.10.2015 tarih ve 2015-3329 Esas, 2015-4736 Karar sayılı onama ilâmının kısmen kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 29.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.