Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/23646 E. 2014/16473 K. 19.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/23646
KARAR NO : 2014/16473
KARAR TARİHİ : 19.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesat aidiyetinin tespiti

… ile … ve … aralarındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasının temyiz talebinin reddine dair Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 13.01.2012 gün ve 523/16 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı, dava dilekçesinde 270 sayılı parsel içerisinde bulunan iki adet evin kendisine ait olduğunun tespitine ve tapuya şerh edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … ve … 15.11.2011 tarihinde yapılan keşifte mahkemece, alınan beyanlarında; açılan davaya bir diyecekleri olmadığını ve davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir. Bundan ayrı 14.10.2011 tarihli yargılama oturumunda yine; “açılan davayı kabul ettiklerini Osmancık Köyü 270 parselde bulunan iki adet evin davacıya ait olduğunu, davaya bir diyecekleri olmadığını” bildirmişler ve bu beyanları davalı … tarafından imzalanmış davalı … ise tutanağa parmak basmıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi ve hükmün 15.03.2012 tarihinde kesinleştiği şerhinin kararın altına verilmesinden sonra davalı … vekili 11.06.2012 tarihli dilekçesiyle vekil edenine hükmün tebliğine ilişkin tebliğatın usulüne uygun yapılmadığını ve tebliğin usulsüz olduğunu gerekçe göstermek suretiyle hükmü temyiz etmiştir.
Bu istek üzerine yerel mahkemece, 10.10.2013 tarih ve 2011/523 Esas, 2012/16 Karar sayılı ek kararıyla temyiz süresinin geçtiği gerekçesiyle isteğin reddine karar verilmiştir. Ek kararın tebliği üzerine davalı … vekili yasal süresi içerisinde bu ek kararı temyiz ettiği saptanmıştır.
Dava, taşınmaz üzerinde bulunan iki adet evin kendisi tarafından yapıldığının tespiti ile tapu kütüğünün beyanlar hanesine yazılması isteğine ilişkindir.
Davalı …’ya hükmün tebliğine ilişkin tebliğ evrakı üzerinde yapılan incelemede hükmün gerçekten usulsüz bir biçimde davalı yerine davacıya tebliğ edildiği belirlenmiştir. Davacı ile davalı … aynı davada yer almakta olup birbirlerine karşı hasım durumunda bulunmaktadırlar. Yani bu kişiler arasında yarar çatışması bulunmaktadır. Bu nedenle davalı

Fatma adına çıkarılan tebligatın davacı tarafından alınması usulsüz tebliğ niteliğindedir. Davalı … vekilinin bu yöndeki itirazı yerinde olduğundan yerel mahkemenin 10.10.2013 tarih ve 2011/523 Esas, 2012/16 Karar sayılı ek kararının açıklanan nedenlerle kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün esastan temyizen incelenmesine geçildi.
Davalıların az yukarıda açıklandığı üzere gerek keşif sırasında ve gerekse 14.10.2011 tarihli yargılama oturumundaki beyanları parsel üzerinde bulunan iki adet evin davalı tarafından yapıldığını açıkça kabul etmişlerdir bu konuda bir duraksama söz konusu değildir.
Öte yandan keşifte dinlenen yerel bilirkişi de taşınmaz üzerinde bulunan iki adet evin davacı tarafından yapıldığını ve halen onun tarafından tasarruf edildiğini bildirmiştir.
Taşınmazın tapu kaydı üzerinde yapılan incelemede DSİ Genel Müdürlüğü tarafından alınan kamulaştırma kararının tapuya işlendiği belirlenmiştir. Dosya kapsamı ve tapu kaydındaki bu bilgi gözününde tutulduğunda davacının böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır.
Bu nedenle davalı … vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Ne var ki, davacı her ne kadar dava dilekçesinde iki evin kendisine ait olduğunun tespitine ve tapu kütüğüne şerh verilmesine karar verilmesini istemiş ise de, bu isteğin yerinde olmadığı ancak kural olarak iki adet evin davacı tarafından yapıldığının tespitine ve tapu kütüğünün beyanlar hanesine yazılmasıyla yetinilmesine karar verilir.
Hüküm davacı tarafından temyiz edilmediğinden beyanla (şerhle) ilgili gerekçe gösterme imkanı bulunmamaktadır. Ancak mahkemenin bu yanılgısı HMK’nun 370/2.fıkrası uyarınca yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasının 1 nolu bendinde yazılı “…iki adet evin davacı Hüseyin oğlu …’a ait olduğunun tespitine…” ibaresinde yer alan “ …’a ait olduğunun “ tümcesinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına bunun yerine,” … tarafından yapıldığının tespitine” ibaresinin yazılmasına hükmün düzeltilmiş bu haliyle HMK’nun 370/2.fıkrası uyarınca ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 45,45 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden …’a iadesine, 19.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.