YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/22223
KARAR NO : 2014/16372
KARAR TARİHİ : 18.09.2014
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 08.05.2013 gün ve 71/214 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı …, kadastro çalışmaları sonucunda davalı adına tespit ve tescil edilen 187 ada 5 parselin 1.000 m2’sini haricen satın aldığını açıklayarak davalı üzerindeki kaydın iptaliyle adına tesciline karar verilmesini istemiş, dava konusu taşınmazın yargılama aşamasında …’e devredilmesi üzerine, HUMK’nun 186. maddesi gereğince seçimlik hakkını tapu iptali ve tescil yönünde kullanarak davasını yeni malik …’e yöneltmiştir.
Davalı …, taşınmazı babası … adına kayıtlı iken 2010 yılında satın aldığı ve önceki malik babası Ali ile davacı arasındaki satış sözleşmesi kendisini bağlamayacağından açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 14.05.2010 tarihli Teknik Bilirkişi Raporu’nda A harfi ile gösterilen 1.000 m2’lik yerin davalı üzerindeki tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, harici satım ve kazanmayı sağlayan zilyetlik, hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan yargılama hüküm kurmaya yeterli değildir. Dava konusu 187 ada 5 parsel 21.07.2008 tarihinde belgesizden 20 yılı aşkın zilyetlik nedeniyle … adına tespit edilmiş, tutanağa yönelik itiraz sonucunda Akyazı Kadastro Mahkemesi’nin 24.12.2008 tarih ve 2008/27-54 Esas, Karar sayısı ile hükmen 21.04.2009 tarihinde aynı şahıs adına tescil edilmiş ve yargılamanın devamı sırasında 31.03.2010 tarihinde satış sonucu davalı … adına tescil edilmiştir. Dosya da bulunan 08.10.2008 tarihli senet ve tanık beyanlarından taşınmazın 1.000 m2’sinin önceki malik Cemal tarafından davacıya satılarak teslim edildiği
ve bu durumu bilen önceki malikin oğlu davalı …’in iyiniyet iddiasında bulunamayacağı saptanmış ise de, satım sözleşmesine konu miktarın zemindeki yeri senet kapsamında belirtilmediği gibi mahalli bilirkişi ve tanıklar keşif mahalline usulüne uygun olarak davet edilip belirlenmemiştir.
Bu halde Mahkemece yapılacak iş, mahallinde yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar, HMK’nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağrılmalı, aynı Kanun’un 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıklar keşif yerinde dinlenmeli, davacının satın aldığı miktarın zemindeki yeri belirlendikten sonra ifrazının kabil olması halinde tapusunun iptaliyle ayrı bir parsel numarası verilerek, ifrazının kabil olmaması veya zemindeki yerinin belirlenememesi halinde ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 15/2 maddesi uyarınca paylı mülkiyet şeklinde davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüne, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.