Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/22024 E. 2014/20927 K. 17.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/22024
KARAR NO : 2014/20927
KARAR TARİHİ : 17.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhtesat bedelinden kaynaklanan alacak

… ile … ve müşterekleri aralarındaki Muhtesat bedelinden kaynaklanan alacak davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 27.02.2013 gün ve 226/29 sayılı hükmün …’ca incelenmesi davalılardan … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR

Dava, taşınmazın bulunduğu bölgede kamulaştırma yapılacak olması nedeni ile açılan 106 ada 8 nolu parsel üzerindeki muhdesat niteliğindeki ağaçların bedelinin hissesine düşen miktarın ödenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılardan … ve … yönünden davanın kabulüne, bilirkişi raporunda belirtilen nitelikte ve yaştaki ağaçların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, davalılardan …, … ve … ve mirasçıları yönünden davanın açıldığı tarihte adı geçen davalıların ölmüş olmaları nedeni ile husumetten davanın reddine karar verilmiş, karar davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. … 7.Hukuk Dairesi tarafından, mahkeme, tarafların talebi ile bağlı olduğundan, davacının açtığı dava ıslah edilmediği sürece alacak davası olarak görülmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Bozma ilamına uyan mahkemece, davalılardan … ve … yönünden davanın kabulüne, muhdesat niteliğindeki ağaçların 11.905-TL olarak hesaplanan bedelinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalılardan …, … ve … ve mirasçıları yönünden davanın açıldığı tarihte ölmüş olmaları nedeni ile husumetten reddine karar verilmiş, karar davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 29.06.2009 havale tarihli dava dilekçesi ile; …İli, … İlçesi, … Mah. 106 ada 8 parsel nolu taşınmazın her ne kadar kadastro çalışmaları sırasında tek parsel olarak davalılar adına tespit görmüş ise de, taşınmazın davalılar arasında fiili taksim sonucu gerçekte ayrı ayrı kullanıldığını, taşınmazın bir kısmını davalılardan … ve …, diğer kısmını ise … ve diğer mirasçıların kullandığını, …’in payına isabet eden kısım üzerinde bölgedeki cari kurallara göre ileride yetişecek ürünü ortaklaşa paylaşmak üzere yaklaşık 30 yıl önce ağaç dikip yetiştirdiği ve etrafını çevirdiğini söz konusu taşınmazın kamulaştırıldığını ve taşınmaz bedelinin ağaç bedelleri ile birlikte bankaya yatırıldığını, kendisinin yetiştirdiği ağaç bedellerinden hissesine düşen meblağın kendisine ödenmesini istemiştir.
Davalılardan … vekili, davacının belirttiği gibi dava konusu ağaçların üzerinde bulunduğu taşınmazın kadastro çalışmalarından önce hissedarlar arasında yapılan fiili taksim sonucu …’e düşen kısımda yetiştirilen ağaçlar olduğunu, hissedarların taşınmazı sınır ile ikiye ayırdıklarını, … ile davacı arasında yapılan anlaşmaya göre fiilen ve rızai taksimat sonucu …’nin payına düşen taşınmaz kısmı üzerinde yetiştirilen ürünlerin bölgede geçerli olan cari kurallara göre yarı yarıya paylaşılacağını belirterek davacının davasını kabul etmişlerdir.
Davalılardan …, dava konusu ağaçların kendi arazisi içinde bilgisi dışında ve izin alınmadan yetiştirildiğini, taşınmaz üzerinde herhangi bir fiili taksimin söz konusu olmadığını, sadece …’in annesinin bir parça taşınmazı idareten ekip biçtiklerini belirtereke davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan … ve ölü … mirasçıları; …, …, … vekili, davayı kabul etmediklerinden öncelikle davanın reddini savunmuşlar, ancak mahkemenin aksi kanaatte olması halinde dava konusu ağaçlarının bedelleri konusunda tarafların taşınmaz payları oranında bölüştürülmesi şeklinde bir karar verilmesini talep ettiklerini belirtmişlerdir.
Mahkemece, taşınmaz üzerindeki muhdesatın bedeli kamulaştırma dosyasında 11.905,02 TL belirlendiğinden ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaksızın açılmış olduğu anlaşıldığından davalılardan … ve … yönünden davanın kabulüne, davalılardan …, … ve … yönünden ise davanın açıldığı tarihten önce öldükleri ve ölü davalılar aleyhine açılan davanın yargılama sırasında mirasçılarının davaya dahil edilmesi de mümkün olmadığından husumetten reddine karar verilmiştir. Hüküm davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taşınmazın bulunduğu bölgede kamulaştırma yapılmış olması nedeni ile taşınmazın üzerindeki muhdesat niteliğindeki ağaçların payına düşen bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından mahkemece yazılı gerekçe ile davalılardan … ve … yönünden davanın kabulüne ve diğer davalılar yönünden husumetten reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalılardan … vekili, süresinde verdiği cevap dilekçesi ile açılan davayı kabul ettiğini bildirmiştir. Diğer davalı ve dahili davalılar ise davanın reddini savunmuşlardır. Davalılardan … vekilinin yargılamadaki kabul beyanı, 6100 sayılı HMK’nun 311. maddesi hükmü uyarınca kesin hüküm gibi sonuç doğuracağından taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların bu davalı yönünden davacıya ait olduğuna ilişkin karar verilmiş olması doğru olduğundan hükmün bu kısmının onanması gerekir.
Diğer davalılar yönünden ise; 4721 sayılı TMK.’nun 718. maddesinde, arazi üzerindeki mülkiyetin, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklandığından, taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki bulunan muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Bu olgu gözönüne alındığında kural olarak ve aksine bir hüküm bulunmadıkça taşınmazdaki muhdesatların mülkiyetinin tespiti dava edilemeyeceği gibi, mahkemelerce de muhdesatların taşınmazın arzına malik olanlar dışında başka bir kişiye ait olması sonucunu doğuracak şekilde hüküm verilemez.
Dava konusu, …İli, … İlçesi, … Mahallesi … mevkiinde kain, 106 ada 8 parsel sayılı 33800 m2 alanlı, tarla niteliğindeki taşınmaz 28.02.1989 tarihli tesis kadastrosu ile 3/12 pay ile …, 3/12 pay ile …, 2/12 pay ile …, 2/12 pay ile … ve 2/12 pay ile … adlarına kayıtlıdır. Tapu maliklerinden … 28.01.2001 tarihinde vefatı ile çocukları …, … ve … mirasçı kalmışlardır. Paydaş muris … ise 05.05.2002 tarihinde vefatı ile kızı …mirasçı kalmıştır. Paydaş … 28.07.2005 tarihinde vefatı ile eşi …ve çocukları … …, …,…, … ve… mirasçı kalmışlardır. Davacı … dava konusu parselde herhangi bir hak sahibi olmadığından taşınmaz üzerinde paydaşlığı yoktur. Davacının taşınmazdaki konumu fuzuli şagil niteliğindedir. Davalılar adına kayıtlı taşınmazda fuzuli şagil olarak bulunan davacının muhdesatın bedelinin tahsilini isteme hakkı bulunmamaktadır. Mahkemece, davayı kabul eden davalı … dışındaki diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle … vekilinin kabul beyanı nedeni ile davalı … yönünden hükmün ONANMASINA, diğer davalılar yönünden ise davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince … Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılardan …’e iadesine 17.11.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI
Dava, başkası adına tapuya kayıtlı ve acele el koyma suretiyle kısmen kamulaştırmaya konu edilen taşınmaz üzerinde yetiştirilen ağaçlar nedeniyle, zilyedin açtığı, ağaç bedelinin tapu kayıt maliklerinden tahsiline ilişkin alacak davası niteliğindedir.
Aynı mahkemenin 2008/21 esas numaralı dosyasına konu davayla, 33800 m2 alanlı taşınmazın 21.713,02 m2 lik bölümünün 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27.maddesi uyarınca acele el koyma suretiyle kamulaştırıldığı; kamulaştırılan bölüm üzerindeki ağaçların tespit edilip, bu ağaçlar nedeniyle 11.905,20 TL bedel takdir edildiği görülmektedir.
Davacı alacak davasına işte bu 11.905,20 TL kamulaştırma bedelini konu etmektedir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 2004 yılında eklenen 12.fıkra ile “.. başkası adına tapulu, sahipsiz ve/veya zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırmasında binaların asgarî levazım bedeli, ağaçların ise 11 inci madde çerçevesinde takdir olunan bedeli zilyedine ödenir…” hükmü getirilmiştir. Böylece kamulaştırılan taşınmazlardaki mülkiyet durumuyla uyumlu olmayan fiili kullanmadan kaynaklanan bedel uyuşmazlıklarına çözüm getirilmek istenmiş; malik olmayan zilyetlere de bina, ağaç gibi muhtesatlar nedeniyle bedel ödenmesi imkanı getirilmiştir.
Davacı davasını tüm tapu kayıt maliklerine yöneltmiş; mahkeme yaptığı inceleme sonucu kamulaştırma kararıyla belirlenen 11.905,02 TL’nin tapu kayıt maliklerinden … ve …’den tahsiline, diğer tapu kayıt malikleri ölü olduğu ve ölü kişilere karşı dava açılmış olduğundan, bunlara karşı açılan davanın husumet yönünden reddine karar vermiş; hükmü davalılardan … incelemenin yetersiz olduğu gerekçesiyle temyiz etmiştir.
Toplanan delillerle, kamulaştırmaya konu taşınmaz bölümü üzerinde bulunan ağaçların davacı tarafından meydana getirildiği, zilyedin davacı olduğu kanıtlanmıştır. Ağaçların bedelini de içeren kamulaştırma bedeli mahkemenin 2008/21 esaslı dosyasıyla belirlenmiş, bu bedelin kamulaştırma yapan idare tarafından bankaya yatırılması sağlanmış ve acele el koyma suretiyle kamulaştırmaya ve bedelin tapu kayıt maliklerine ödenmesine karar verilmiştir. Kamulaştırma bedeli tapu kayıt maliklerine tapudaki payları oranında ödenecektir. Temyiz eden davalı … tapuda 3/12 oranında pay sahibidir. Öyleyse bu davalının kamulaştırma bedelinden ağaç bedeline isabet eden miktardaki sorumluluğu da tapudaki payı oranında olacaktır. Oysa mahkeme, davalı …’nin diğer davalı … ile eşit olarak(müştereken) sorumluluğuna hükmetmiştir. Diğer davalı … aleyhindeki hükmü temyiz etmediğinden; ağaçların bedeli olarak tahsiline karar verilen 11.905,02 TLnın ½ bölümünden sorumlu kalmaya devam edecektir. Bu nedenle, davalı …’ den tahsiline karar verilmesi gereken miktar ise, 11.905,02 TL’nın 3/12’ü oranındaki miktar olup; bozmanın da bu çerçevede olması gereklidir. bir taşınmaz kamulaştırma işlemine konu edilmiş ise, yukarıda anılan Kamulaştırma Kanunu’nun 19.maddesi uyarınca, muhtesatlar nedeni ile bedel talep edebilmek için tapu kayıt maliki olması gerekmez; muhtesatın zilyedi olması yeterlidir. Bu nedenle değerli Çoğunluğun, temyiz eden davalı yönünden, tapu kaydı ile malik olmadığından davanın reddi gerektiğine ilişkin gerekçesine de katılmıyorum. çoğunluğun bozma sonucunu doğuran kararına katılmakla birlikte; hükmün yukarda açıkladığım çerçevede değişik gerekçeyle bozulması gerektiğini düşünüyorum.17.11.2014