Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/3080 E. 2017/3994 K. 16.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3080
KARAR NO : 2017/3994
KARAR TARİHİ : 16.05.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 05/12/2012
Esas-Karar No : 2012/83-2012/403

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanık …’nun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 134/2. madde ve fıkrası gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Suluova Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2012 tarihli ve 2012/83 esas, 2012/403 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinde yer alan, “1) 31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;
a) Soruşturma evresinde, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine,
b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine,
c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine,
karar verilir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 02.06.2014 tarihli, 2013/27180 esas, 2014/13482 sayılı ilâmı nazara alındığında sanığın katılan ile birlikte yaşadıkları döneme ait cinsel ilişki görüntülerini 14.10.2011 tarihinde “youtube” isimli internet sitesinde yayımlayarak ifşa etmesi sonucu işlediği iddia olunan suçun söz konusu Kanun kapsamında basın ve yayın yoluyla işlenen suç kapsamında olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 08.03.2017 gün ve 94660652-105-33-1295-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.03.2017 gün ve 2017/18038 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, katılanla birlikte yaşadıkları döneme ait cinsel ilişki görüntülerini, 14.10.2011 tarihinde, youtube isimli video paylaşım sitesinde yayımlayarak, üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren TCK’nın 134/2. madde ve fıkrasındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediğinin iddia edilmesi ve kabulün de bu yönde olması karşısında, sanık hakkında, karar tarihinden önce 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” biçimindeki hüküm gereğince, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmemiş olup,
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Suluova Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2012 tarihli ve 2012/83 esas, 2012/403 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 6352 sayılı Kanun’un geçici 1/1-b madde, fıkra ve bendi gereğince kovuşturmanın ertelenmesine karar verildiğinde, 3 yıllık denetim süresinin, anılan Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren mi, yoksa geçici 1. maddenin 3. fıkrası gereğince erteleme tarihinden itibaren mi başlayacağı hususunun yerel mahkemece değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.