YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15734
KARAR NO : 2014/17659
KARAR TARİHİ : 02.06.2014
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı vekili, davacı işçinin fark ücret ve ikramiye alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne dair kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 10.07.2013 gün ve 2013/6214 Esas, 2013/20995 Karar sayılı kararı ile “Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, davalı işyerinin 21 Temmuz 2000 tarihinde özelleştirildiği, davacı işçinin ise 02.11.2000 tarihinde işe başladığı, davacının, özelleştirme öncesinde işyerinde kapsamdışı statüde çalışmadığı ve nakil hakkından vazgeçerek işverenle çalışan ve kapsamdışı nakle tabi personel gibi işverenle 2000 yılında iş sözleşmesi imzalamadığı, bu yüzden nakle tabi ve işverenle aralarında yazılı sözleşme olan işçilerle davacı arasında eşitlikten söz edilemeyeceği, davacının nakle tabi personelle 2000 yılında yapılan sözleşmelerden yararlanması ve her yıl Ocak ve Temmuz aylarında TÜFE enflasyon oranlarında ücret artışı uygulanmasının mümkün olmadığı, davalı işverenin, 2000 yılı Kasım ayında işe başlayan davacıya 2002 Ocak ve sonrasında ücret artışlarını uyguladığı, davacı işçi ile işveren arasında 14.11.2003 tarihinde iş sözleşmesi imzalandığı ve ücret artışlarının şirket yönetimince belirlenecek dönem ve oranlarda yapılacağının kararlaştırıldığı, belirtilen sözleşme öncesinde davacı işçiye her yıl Ocak ve Temmuz aylarında enflasyon oranlarında ücret artışını öngören yazılı sözleşme olmadığı gibi, davacı işçinin emsaline aynı yönde uygulama yapıldığı da kanıtlanamadığı, “Nakle Tabi Personele Teklif Edilecek Ekstra Paket” başlıklı belgenin de özelleştirme öncesinde işyerinde çalışan kapsamdışı personelin nakil yoluyla işyerinden ayrılmamaları için öngörüldüğü, davacı işçinin nakle tabi personel olmaması sebebiyle paketteki taahhüdün davacı açısından geçerli olmadığının kabul edilmesi gerektiği, böyle olunca davacının taleplerinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “davacının nakle tabi personel olmaması tek başına sonuca etkili olmayacağı, davacının işyeri özlük dosyasını eksiksiz olarak sunmadığından Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ‘nin de yanılgıya dayalı olarak onama kararı verdiği, d avalı şirkette Temmuz 2000 ‘den sonra göreve başlayanlar dahil TÜFE oranında zam yapılmış olması halinde davacının nakle tabi personel olup olmamasının sonuca hiçbir etkisi olmayacağı, davacıdan sonra başlayan bir işçi için sözleşmede TÜFE oranlarında artış yapılacağının öngörüldüğü, işverenin eşit davranma yükümlülüğü kapsamında yazılı sözleşme olsun olmasın, işçilere herhangi bir kriter belirlemeden farklı oranlarda zam uygulanması mümkün olmadığı, işverenin işçilerle yaptığı sözleşmelerde farklı zam uygulanmasının “ayrımcılık ” niteliğinde olacağı aynı durumda olan kişilerin davalarının da farklı kabul ve değerlendirmelerle sonuçlandırılmasının hukuki istikrar ve güveni zedeleyeceği, TÜFE zammından faydalanmayacağı değerlendirmesi ile verilen bozma kararının yerinde olmadığı” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir. Direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dairemizin “Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, davalı işyerinin 21 Temmuz 2000 tarihinde özelleştirildiği, davacı işçinin ise 02.11.2000 tarihinde işe başladığı, davacının, özelleştirme öncesinde işyerinde kapsamdışı statüde çalışmadığı ve nakil hakkından vazgeçerek işverenle çalışan ve kapsamdışı nakle tabi personel gibi işverenle 2000 yılında iş sözleşmesi imzalamadığı, bu yüzden nakle tabi ve işverenle aralarında yazılı sözleşme olan işçilerle davacı arasında eşitlikten söz edilemeyeceği, davacının nakle tabi personelle 2000 yılında yapılan sözleşmelerden yararlanması ve her yıl Ocak ve Temmuz aylarında TÜFE enflasyon oranlarında ücret artışı uygulanmasının mümkün olmadığı, davalı işverenin, 2000 yılı Kasım ayında işe başlayan davacıya 2002 Ocak ve sonrasında ücret artışlarını uyguladığı, davacı işçi ile işveren arasında 14.11.2003 tarihinde iş sözleşmesi imzalandığı ve ücret artışlarının şirket yönetimince belirlenecek dönem ve oranlarda yapılacağının kararlaştırıldığı, belirtilen sözleşme öncesinde davacı işçiye her yıl Ocak ve Temmuz aylarında enflasyon oranlarında ücret artışını öngören yazılı sözleşme olmadığı gibi, davacı işçinin emsaline aynı yönde uygulama yapıldığı da kanıtlanamadığı, “Nakle Tabi Personele Teklif Edilecek Ekstra Paket” başlıklı belgenin de özelleştirme öncesinde işyerinde çalışan kapsamdışı personelin nakil yoluyla işyerinden ayrılmamaları için öngörüldüğü, davacı işçinin nakle tabi personel olmaması sebebiyle paketteki taahhüdün davacı açısından geçerli olmadığının kabul edilmesi gerektiği, böyle olunca davacının taleplerinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu” gerekçesi ile verdiği bozma kararı usul ve yasaya uygun olup direnmenin yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 02.06.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.