YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/13009
KARAR NO : 2017/2842
KARAR TARİHİ : 05.04.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Haberleşmenin gizliliğini ihlal
Hüküm : TCK’nın 132/3, 62/1, 50/1, 52/4. maddeleri gereğince mahkumiyet
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın lehine olan deliller toplanmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık …’nin, katılan … ile yaptığı telefon görüşmesini içeren ses kaydını, katılanın arkadaşı olan Fadime’ye gönderdiği ve ses kaydının katılanın arkadaşına ait cep telefonunda kayıtlı olduğunun tespit edildiği olayda,
Sanığın TCK’nın 132. maddesinin 2. fıkrasında tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan dolayı mahkumiyetine ilişkin 18.02.2013 tarihli hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.09.2014 tarihli, 2014/1712 esas, 2014/18278 karar sayılı bozma ilamı ile sanığın tarafı olduğu haberleşme içeriklerini ifşa etmesi nedeniyle eylemin TCK’nın 132. maddesinin 3. fıkrasında tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturacağı ifade edilmiş ise de,
Sanığın, tarafı olduğu haberleşme içeriklerini, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda ifşa etmemesinden dolayı TCK’nın 132. maddesinin 3. fıkrasında tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının somut olayda gerçekleşmemesi nedeniyle sanıkla aralarındaki ilişkinin varlığını ve boyutunu kendisinde saklı tutan katılanın özel yaşam alanı kapsamındaki cinsel içerikli konuşmalarını içeren ses kaydını katılanın arkadaşına gönderen sanığın eyleminin TCK’nın 134. maddesinin 2. fıkrasındaki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, sanık hakkında TCK’nın 132. maddesinin 3. fıkrasında tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan dolayı mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) TCK’nın 132. maddesinin 3. fıkrasında, kendisiyle yapılan haberleşme içeriklerinin alenen ifşa edilmesi halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüş iken, anılan madde ve fıkrada, suç tarihinden sonra ve karar tarihinden önce, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un 79. maddesi ile yapılan değişiklikle, ceza miktarının bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş olması karşısında, TCK’nın 7/2. madde ve fıkrası gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun hükmün gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, salt “takdiren” ibaresine dayalı olarak, sanığın TCK’nın 132. maddesinin 3. fıkrası gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,
b) Sanık hakkında 22.09.2014 tarihli bozma ilamından önceki 18.02.2013 tarihli hükümde adli para cezasının 24 taksitte ödenmesine karar verildiği ve hükmün sadece sanık tarafından temyiz edilmesi nedeniyle bu hususun 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanık yönünden kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeksizin, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 29.01.2015 tarihli kararla adli para cezasının 15 taksitte ödenmesine karar verilmesi suretiyle kazanılmış hak ilkesinin ihlal edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 05.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.