YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16169
KARAR NO : 2014/18973
KARAR TARİHİ : 11.06.2014
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, cezai şart alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalının 22.04.2009 tarihinde müvekkil kurum ile iş sözleşmesi imzalamak suretiyle çalışmaya başladığını, 08.04.2010 tarihinde ise herhangi bir haklı neden göstermeksizin bildirimsiz olarak görevinden istifa ettiğini, oysa imzalamış olduğu iş sözleşmesinin 3 yıl süreli olduğunu ve cezai şart başlıklı 10. maddesi ile sözleşmenin yürürlük süresi içerisinde taraflardan birinin sözleşmeyi haksız ve geçersiz olarak feshetmesi halinde diğer tarafa işçinin ihbar tazminatına esas giydirilmiş en son ücretinin 7 katı tutarında cezai şart ödemekle yükümlü olduğunun hüküm altına alındığını, davalı ile imzalanan sözleşmenin belirli süreli olduğunu, sözleşmenin 10. maddesindeki cezai şartın her iki tarafa da edim yüklemekte olduğunu, davalının söz konusu davada hiçbir haklı nedene dayanmaksızın iş sözleşmesini feshettiğini, davacının Tarım Bakanlığı’nın sözleşmeli ziraat mühendisi kadrosunu sınavla kazanarak yerleştirildiğinden istifa ettiğinin sonradan anlaşıldığını, davalıya 28.04.2010 tarihinde …. Noterliği’nden 09679 sayılı tebligat ile ihtar yapılmış olmasına rağmen davalı tarafından herhangi bir ödemenin yapılmadığın iddia ederek cezai şart alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, 22.04.2009 tarihli sözleşmenin belirli süreli bir iş sözleşmesi olmadığını, iş akdinin belirsiz süreli olmasının asıl, belirli süreli yapılmasının istisnai olduğunu, davacı ile belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasını gerektiren objektif neden bulunmadığını, işyerinde süreklilik arz eden bir işte ziraat mühendisi olarak çalışan davalının sırf nitelikli işçi olması nedeniyle belirli süreli sözleşme ile çalışabileceğinin kabulünün mümkün olmadığını, belirsiz süreli hizmet sözleşmelerine cezai şart konulamayacağını ve cezai şartın geçersiz olduğunu, davalının KPSS sınavını kazanıp kadrolu ziraat mühendisi olarak Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı … İlçe Tarım Müdürlüğü’ne atandığını ve devlet güvencesine geçmesi nedeniyle haklı sebeple işyerinden ayrılmak zorunda kaldığını, talep edilen cezai şartın fahiş olduğunu, ayrıca davacının davalıyı aynı avantajlarla ve kadrolu olarak çalıştırması durumunda nitelikli elemanını ve rekabet gücünü kaybetme tehlikesi içine girmeyecek olduğunu, yine davacının davalının işiyle ilgili olmayan hususlarda örneğin müşterilere mazot satmaya ve gelen müşterilere çay servisi yapmaya zorladığını, çalışma şartlarını ağırlaştırdığını, küçük düşürücü hareketlere maruz bırakıldığını, davalının iş bulmanın güçlüğü nedeniyle işten ayrılana kadar bu olumsuzluklara katlanmak zorunda kaldığını, cezai şartın bir an için geçerliliği kabul edilse dahi istenen cezai şart miktarının fahiş olduğunu, 22.04.2009-08.04.2010 tarihine kadar işyerinde 1 yıl çalıştığını, bu açıdan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/12282 Esas, 2013/3228 Karar sayılı ilamı ile davacının çalıştığı süreyle orantılı olarak belirlenmiş olan cezai şart alacağı yönünden mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 161/ son maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 182/son maddeleri uyarınca makul oranda bir hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği yönünde verilen bozma kararına uyularak davalının çalışma süresi ile ekonomik durumu dikkate alınarak 1/2 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı süresi içersinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Hüküm fıkrasında mahkemece, kabul-red oranına göre belirlenen yargılama gideri ve maktu olarak davalı aleyhine hükmedilen vekalet ücreti hatalı olup bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK.nun geçici 3/1. maddesi yollaması ile HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
F) Sonuç:
Hüküm fıkrasındaki yargılama giderine ilişkin 5.bendin ve vekalet ücretlerine ilişkin 6. ve 7.numaralı bentlerin tamamen çıkarılarak yerlerine;
“ 5- Davacı tarafından yapılan 284,00 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 97,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye 187,00 TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına,
6- Davacı taraf kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T’nin 12. maddesi dikkate alınarak kabul edilen miktar üzerinden belirlenen 594,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine”
7- Davalı taraf kendisini vekille temsil edildiğinden karar tarihindeki AAÜT.sini 12.maddesi dikkate alınarak reddidilen miktar üzerinden hesaplanan 1.154.00 TL. Vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine” bentlerinin yazılmasına hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.06.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.