YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17429
KARAR NO : 2014/19402
KARAR TARİHİ : 16.06.2014
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı vekili, davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 30.09.2013 gün ve 2011/30661 Esas, 2013/24581 Karar sayılı kararı ile “yargılamanın yapıldığı tarih itibariyle sözlü yargılama usulü uygulanmakta olup, zamanaşımı itirazının tebliği izleyen ilk oturuma kadar (o oturum dahil) yapılması gerektiği, davalı vekili tebliğden sonraki ilk oturum olan 23/02/2011 tarihine kadar zamanaşımı itirazında bulunmadığından bu tarihten sonra yapılan zamanaşımı itirazı gecikmiş olup, davacı vekilince açıkça karşı çıkıldığından hüküm ifade etmeyeceği, 06/01/2011 tarihinde tebliğ edilen ıslah dilekçesinin 06/04/2011 tarihli duruşmada tekrar elden tebliğinin de sonuca etkili olmadığı, bu itibarla davalı vekilinin gecikmiş zamanaşımı itirazı reddedilerek hüküm kurulması gerekirken geçersiz zamanaşımı definin dikkate alınmasının hatalı olduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “davalının ıslaha karşı zamanaşımı savunması süresinde yapılmadığı, ancak dikkat edilmesi gereken konu o tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu ve Yargıtay İçtihatları gereğince zamanaşımı savunması yapma süresinin geçirildiğinin ve savunmanın genişletilemeyeceğinin açıkça söylenmesi gerektiği, emsal pek çok Yargıtay kararına göre açıkça savunmanın genişletilemeyeceği itirazında bulunmayarak esasa ilişkin beyanda bulunulması, örneğin alacağın zamanaşımına uğramadığı gibi esasa ilişkin beyanda bulunulması durumunda mahkemenin zamanaşımı savunmasının süresinde yapılmadığı konusunu kendiliğinden dikkate alması mümkün olmadığı” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir. Direnme kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dairemizin “yargılamanın yapıldığı tarih itibariyle sözlü yargılama usulü uygulanmakta olup, zamanaşımı itirazının tebliği izleyen ilk oturuma kadar (o oturum dahil) yapılması gerektiği, davalı vekili tebliğden sonraki ilk oturum olan 23/02/2011 tarihine kadar zamanaşımı itirazında bulunmadığından bu tarihten sonra yapılan zamanaşımı itirazı gecikmiş olup, davacı vekilince açıkça karşı çıkıldığından hüküm ifade etmeyeceği, 06/01/2011 tarihinde tebliğ edilen ıslah dilekçesinin 06/04/2011 tarihli duruşmada tekrar elden tebliğinin de sonuca etkili olmadığı, bu itibarla davalı vekilinin gecikmiş zamanaşımı itirazı reddedilerek hüküm kurulması gerekirken geçersiz zamanaşımı definin dikkate alınmasının hatalı olduğu” gerekçesi ile verilen karara karşı yerel mahkemece direnilmiş ise de temyize konu edilen miktarın karar tarihi itibarı ile kesinlik kapsamında kaldığı, kesinlik konusunda kararın değerlendirilmesinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yetki ve görevi dahilinde olduğu anlaşılmakla, dosyanın yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca GÖNDERİLMESİNE, 16.06.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.