YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13129
KARAR NO : 2017/4273
KARAR TARİHİ : 24.05.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Hüküm : Beraat
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya kapsamına göre; sanık …’in, nişanlısı ve yeğeni ile birlikte gittikleri bir kafede, katılan mağdur … ile onun sekreteri olan katılan mağdur …’ın aynı masada karşılıklı otururup sohbet ettikleri esnada gizlice fotoğraflarını çekip, aynı gün, facebook adlı sosyal paylaşım sitesindeki hesabından katılan mağdur …’ın eşi katılan …’ya, “Seninle çok önemli bir konuda konuşmak istiyorum, ne zaman müsaitsin?” şeklinde mesajlar göndererek, onunla ertesi gün için randevulaşıp, buluştuklarında da, “Seni çok seviyorum, senin üzülmeni istemiyorum, maalesef eşin seni aldatıyor.” biçimindeki sözlerinin ardından cep telefonunda kayıtlı olan fotoğrafı katılan mağdur …’ın eşi katılan …’ya göstererek, fotoğrafın bir örneğini de, katılan …’nun işyerine gidip, tanık Ayşe’nin de bulunduğu esnada, katılan …’nun bilgisayarına aktardığı iddialarına konu olayda,
Sanığın; olay günü yeğeni olan tanık Şeyma’nın ve yeğeninin erkek arkadaşının sigara içmek için dışarı çıktıkları ve kendisinin de kafe içerisinde oturduğu sırada, sigara içtiğini ailesinden gizleyen 16 yaşındaki yeğenine şaka yapmak saikiyle onların fotoğraflarını gizlice çekerken, öncesinde tanımadığı katılan mağdur … ile onun sekreteri olan katılan mağdur …’ın da tesadüfen görüntülendiğine ve yakın zamanda yapılacak olan nişan töreninden önce çeyizine konulacak makyaj malzemelerini seçmek için makyaj ürünleri standında çalışan ve arkadaşı olan katılan …’nun işyerine gittiği ertesi gün, katılan …’nun sohbet esnasında kendisinden nişanlısının fotoğrafını göstermesini istemesi ve ona nişanlısının fotoğrafını gösterdiği esnada, nişanlısının fotoğrafı ile aynı sırada yer alan kafede çektiği fotoğrafı gören katılan …’nun, bu fotoğrafın nerede çekildiğini sorup fotoğraftaki şahsın tanıdığı olduğunu söyleyerek, fotoğrafın bir örneğini almak istediği için onun ısrarına dayanamayıp bu fotoğrafın bir örneğini, cep telefonundan katılan …’nun bilgisayarına aktardıklarına dair savunması, savunmayı doğrulayan tanık anlatımları, gerek katılan mağdur …’ın gerek katılan mağdur …’ın sanık …’i öncesinde tanımadıklarını ifade etmeleri, şikayete konu tek kare fotoğrafta, katılan mağdur … yüzü görünür ve kimliği belirlenebilir şekilde görüntülenmeyip, çekimin ona odaklanmaması, tanık Şeyma’nın da görüntülendiği söz konusu fotoğrafın, sanığa ait cep telefonunda sanığın nişanlısının fotoğrafı ile aynı sırada yer alması, sanığın, katılan …’ya gönderdiği facebook mesajlarında; “Seninle çok önemli bir konuda konuşmak istiyorum, ne zaman müsaitsin?” ibareleri yazılı olmayıp, mesaj içeriklerinden tarafların makyaj malzemeleri alışverişi ve sohbet için randevulaştıklarının anlaşılması karşısında,
İstikrar kazanan yargı kararlarında da vurgulandığı üzere; ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo (kuşkudan sanık yararlanır)” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan olası kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması ve bu ispatın hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği, ceza yargılamasında mahkumiyet hükmünün büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanması gerektiği, adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolunun da bulunmadığı gözetilerek, katılanların soyut iddialarına itibar edilemeyeceği nazara alınıp, sanığın, üzerine atılı suçu işlediğine dair, savunmasının aksine, mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle sanık hakkında beraat kararı verilmesine dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş; tebliğnamedeki, “…Davaya konu katılanlar Özcan ve Nagihan’ın kafetaryada otururdukları sırada çekilen fotoğrafın sanık tarafından çekildiği hususunun sanığın kendi ikrarı ile de sabit olup dosya içersinde görülen bu fotoğrafın sanık açısından çekilmesini gerektirir başka bir hususiyeti fotoğraf içeriğinden anlaşılamadığından, buna göre mahkemece sanığın cezalandırılması yerine yazılı olduğu gerekçelerle beraat kararı verilmesi…” nedeniyle hükmün bozulmasını öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanık … hakkında düzenlenen iddianamede, sanık …’in, katılan mağdur … ile onun sekreteri olan katılan mağdur …’ın bir kafede oturdukları esnada izinsiz fotoğraflarını çekip, cep telefonunda kayıtlı olan bu fotoğrafı, katılan mağdur …’ın eşi katılan …’ya göstererek, elektronik ortamda ona verdiğinin iddia edilmesi nedeniyle şikayet ve davaya katılma hakkının katılan mağdurlar … ile Nagihan’a ait olması karşısında, katılan …’ın resmi nikahlı eşi olan katılan …’nun, sanığa yüklenen suçtan dolayı doğrudan zarar görmediği ve davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeden, katılan …’nun katılma isteminin kabulüne karar verilerek CMK’nın 237/1. madde ve fıkrasına aykırı hareket edilmesi, hükmün esasını etkilemeyen hata olarak kabul edildiğinden, bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sübuta ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, sanık hakkında beraat hükmü kurulurken, uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün ilk paragrafının, “Yapılan yargılama sonunda, sanığa yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından, CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine,” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.