YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11245
KARAR NO : 2017/1739
KARAR TARİHİ : 06.04.2017
… Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 07.12.2016 gün ve 2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19.12.2016 gün ve KYB/2016/398638 sayılı ihbarnamesi ile;
Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1, 157/1, 62 ve 52. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis, 10 ay hapis ve 500,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/12/2012 tarihli ve 2011/285 esas, 2012/1222 sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre; suç tarihlerinin 29/12/1999 ve 07/01/2000 olması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenlemeye nazaran, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden karar verilmesinde,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun kanunda öngörülen cezasının nev’i ve süresine göre, suç tarihi itibariyle lehe olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun zamanaşımını düzenleyen 102/3 ve 104/2. maddeleri uyarınca 10 yıllık olağan dava zamanaşımı süresine tabi olduğu; dolandırıcılık suçunun kanunda öngörülen cezasının nev’i ve süresine göre ise, suç tarihi itibariyle lehe olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun zamanaşımını düzenleyen 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 aylık eklemeli dava zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin olağan ve dolandırıcılık suçuna dair eklemeli dava zamanaşımı sürelerinin, suçların işlendiği 29/12/1999 ve 07/01/2000 tarihleri ile iddianamenin düzenlendiği 08/03/2011 tarihi arasında gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
Suça konu vekaletnamenin 1512 Sayılı Noterlik Yasasının 82. maddesi uyarınca “sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden” olması nedeniyle eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’ nun 342/2. (5237 sayılı TCK’nun 204/1-3.) maddesindeki suç kapsamında kaldığı cihetle;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; değişen suç vasfına göre, sanığa yüklenen “sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgede sahtecilik” suçunun yasada gerektiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’ nun 102/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık asli dava zamanaşımının; müsned dolandırıcılık suçunun ise yasada gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihlerinden iddianamenin düzenlendiği 08.03.2011 tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla, kanun yararına bozma talebi yerinde görüldüğünden, Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 10.12.2012 gün ve 2011/285 esas, 2012/1222 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımları nedeniyle “dolandırıcılık” suçu yönünden 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2; ve “sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgede sahtecilik” suçu yönünden ise 765 sayılı TCK’ nun 102/3 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, bu suçlar nedeniyle hükmolunan cezaların çektirilmemesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.