YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/81
KARAR NO : 2017/3773
KARAR TARİHİ : 10.05.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : Sanık … hakkında: Beraat
Taksirle öldürme suçundan sanıklar …, … ve …’ın mahkumiyetine ilişkin hükümler sanıklar müdafiileri ve katılan vekili tarafından; sanık …’ün beraatine ilişkin hükümler ise katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık …’ın sahibi olduğu, sanık …’ın ise işveren vekili sıfatıyla fiilen yürüttüğü bina inşaatında, sıva işlerinin yazılı bir sözleşme olmaksızın sanık …’a verildiği, kalıp işlerinin ise yine sözlü anlaşmaya bağlı olarak sanık …’a verildiği, olay tarihinde …’ın işçisi olarak çalışan sıva işçisi …’nın harç kararak inşaatın dışında bulunan asansör ile üçüncü kata harç gönderdiği sırada, olay yeri inceleme raporu ve tanık beyanları ile sabit olduğu üzere inşaatta kullanılan 5×10 tabir edilen kalasın kafasına düşmesi neticesinde yaralandığı ve tedavisinin devam ettiği 05/05/2012 tarihinde öldüğü olayda;
1-) Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde:
Sanığın asıl işveren ile sözlü olarak yaptığı anlaşmanın oluş ve dosya kapsamına göre alt-üst işverenlik anlaşması niteliğinde olduğu, sanık …’ın sıva işlerinin idaresi, yapımı ve denetimi bakımından görevli ve yetkili olduğu, bu kapsamda kazanın meydana geldiği alanda gerekli güvenlik tedbirlerini almayan, işçinin kullanması gereken kişisel koruyucu malzemeleri imza karşılığı teslim etmeyen ve bu konuda çalışanlara bilgilendirme yapmayan ve gerekli denetim görevini yerine getirmeyen sanığın meydana gelen kazada kusurlu olduğu, mahkemenin kabulünün doğru olduğu anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin, kusura ve ertelemeye ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2-) Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Katılanlar vekilinin 18/11/2014 tarihli karar celsesinde alınan beyanında sanık hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini beyan ettiği ve dosyada bulunan 24/04/2012 tarihli vekaletname uyarınca vazgeçmeye yetkili bulunduğu, şikayetten vazgeçme nedeniyle …’nın sanıklar bakımından katılan sıfatını kaybettiği ve bu nedenle katılan sıfatı bulunmayan … ve vekilinin hükmü temyiz hak ve yetkisi de bulunmadığından, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 310 ve 317. maddesi gereğince temyiz isteminin reddine karar verilerek yapılan incelemede:
Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1 ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle TCK’nın 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken; asli kusurlu olarak bir kişinin ölümüne sebebiyet veren sanık hakkında, taksirin yoğunluğu ve meydana gelen zararın ağırlığı gözetilerek, alt sınırdan daha fazla uzaklaşılıp, hak ve nasafete uygun bir ceza tayini yerine, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin, kusura, teşdide ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında tayin edilen adli para cezasının taksitlerinden birinin zamanında ödenmemesi halinde, geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ihtaratı ile yetinilmesi gerekirken, “taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline” karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; sanıklar hakkında kurulan hüküm fıkrasının taksitlendirmeye ilişkin 4. paragrafındaki “tahsiline” ibaresinin “tahsil edileceğinin” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-) Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Katılanlar vekilinin 18/11/2014 tarihli karar celsesinde alınan beyanında sanıkhakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini beyan ettiği ve dosyada bulunan 24/04/2012 tarihli vekaletname uyarınca vazgeçmeye yetkili bulunduğu, şikayetten vazgeçme nedeniyle …’nın sanıklar bakımından katılan sıfatını kaybettiği ve bu nedenle katılan sıfatı bulunmayan … ve vekilinin hükmü temyiz hak ve yetkisi de bulunmadığından, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 310 ve 317. maddesi gereğince temyiz isteminin reddine karar verilerek yapılan incelemede:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin teşdide ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Oluş, dosya kapsamı, sanıkların ve tanıkların beyanlarına göre, sanık …’ın inşaatı yapan firmanın sahibi olduğu sabit ise de, inşaatın yapım işlerinin, taşeronlar ile yapılan sözleşmelerin ve denetim işlerinin fiilen sanık …’ın babası ve işveren vekili olan sanık … tarafından yürütüldüğü, diğer sanıkların iş yetki ve talimatlarını sanık …’dan aldıklarını beyan ettikleri, çalışan işçilerin sanık …’ı tanımadıklarını, kendisini bir ve ya iki kez gördüklerini, inşaat işinin sanık … tarafından yürütüldüğünü beyan ettikleri, bu hususun sanıkların ifadeleri ile de doğrulandığı, sanığın inşaat firması sahibi olduğu ancak inşaatın yapım ve idaresi ile fiili olarak bir ilgisi olmadığı, bu hususta sorumluluğun …’da olduğu, hukuki sorumluluk ile cezai sorumluluğun birbirinden farklı olduğu ve sanık …’a cezai yönden yüklenecek kusur bulunmadığı anlaşılmakla, Kayseri 4. İş Mahkemesine hitaben düzenlenen ve sanığa kusur yükleyen 13/01/2014 tarihli ve elektrik mühendisi ve makine mühendisleri tarafından düzenlenen rapor ile Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesine hitaben düzenlenen 24/02/2014 tarihli inşaat mühendisleri tarafından düzenlenen raporlara dayanılarak sanık …’ın atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA,
3-) Sanık … hakkında kurulan beraat hükmünün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda “kalıp ustabaşısı sanık …’ün sanık … ile inşaatın kalıp işleri için aralarında anlaşma yaptıkları, ifadelerinden anlaşılmakla asıl iş veren-alt işveren durumunu ortaya çıkarmasına rağmen meydana gelen olayda atfı kabil kusurunun olmadığı” gerekçesiyle hakkında beraat kararı verilmiş ise de, dosya kapsamında bulunan olay yeri inceleme raporu ve olay yeri krokisine göre olay günü inşaatın 11. katında kalıp işlerinin devam ettiği ve 11. kat iskele kalıp tahtalarının çakılı olduğunun görüldüğü, inşaatta çalışan tüm tanık işçilerin soruşturma aşamasında alınan ilk ifadelerine ölenin kurulan asansör ile yalnızca kardığı harcı taşıdığını beyan ettikleri, ancak sonradan sanığın idaresinde çalışan kalıp işçilerinin beyanlarını değiştirerek, ölenin sıva işçilerinin iskele olarak kullanımı amacıyla asansör ile kalas da taşıdığını ve bu kalasın düşerek ölümüne sebebiyet verebileceğini belirttikleri ancak bu beyanlarının sanığı ve kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu kanaati oluştuğu, ölenin yaralanmasının niteliği, tanıklar … ve …’ün aşamalarda değişmeyen şekilde ölenin asansör ile yalnızca harç taşıdığı, kalas taşımadığı, kendilerinin çalıştığı 4. Katta iskele bulunduğu fakat bunun bina içerisinde olduğu yönündeki beyanları ve dosya kapsamına göre, kazanın 11. katta çalışan kalıpçıların kullandığı 5×10 tabir edilen kalasın düşmesi sonucunda meydana geldiği, soruşturma aşamasında alınan 21/05/2012 tarihli iş sağlığı ve güvenliği uzmanı raporu, 28/12/2012 tarihli SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı inceleme raporu ve Kayseri 4. İş Mahkemesine hitaben elektrik mühendisi ve makine mühendisleri tarafından düzenlenen raporda da kazanın bu şekilde meydana geldiğinin kabul edildiği anlaşılmakla, kalıp işlerini alt işveren sıfatıyla sanık …’dan alan ve gerekli güvenlik tedbirlerini almayan, malzeme düşmesini engelleyecek uygun yerler yapmayan, malzeme düşmesine karşı önlemler almayan, koruyucu ekipman kullanmayan, iş güvenliği konusunda çalışanlara bilgilendirme yapmayan ve gerekli denetim görevini yerine getirmeyen sanığın kusurlu olduğu ve mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hatalı ve yetersiz gerekçe ile beraatine karar verilmesi
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 10.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.