Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/15757 E. 2014/16414 K. 18.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15757
KARAR NO : 2014/16414
KARAR TARİHİ : 18.09.2014

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR

Davacı üçüncü kişi vekili, Ankara 13. İcra Müdürlüğü’nün 2012/8183 ve 2012/7191 sayılı Takip dosyalarında yapılan 03.09.2012 günlü hacizlere konu menkullerin ve haciz adresindeki iş yerinin üçüncü kişiye ait olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, davacının eşinin borçlu Şirketteki payını 2 yıl kadar önce devrederek ayrıldığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesi istemi ile iki ayrı istihkak davası açmış, aradaki bağlantı nedeni ile birleştirme kararı verilmiştir.
Davalı alacaklılar vekili, davacı üçüncü kişi borçlu Şirketten ayrılan Hasan Madenci’nin eşi olduğu, diğer ortaklar ile de akrabalık bağı içinde bulunduğunu, hacizde borçluya ait belgelerin ele geçtiğini, diğer yandan ev hanımı olması nedeni ile haciz adresindeki işi yapamayacağını, borcun doğum tarihinden sonra düzenlenen belgelerin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: İki takip dosyasında da dava konusu hacizlerin davacının eşinin huzurunda yapıldığı, bu şahsın borçlu Şirket ile bağının bulunmadığı, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğu, davalı alacaklının karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delilleri sunamadığı, buna karşın üçüncü kişinin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli delilleri sunduğu, bilirkişi incelemesi ile de mahcuzların sunulan faturalar kapsamında kaldığının tespit edildiği gerekçesi ile davanın ve birleşen davanın kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklılar vekili ve katılma yolu ile de davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Davacı tarafın tanıkları ortak açıklamalarda bulunarak borçlu Şirket ortaklarının davacının eşinin kardeşi olduğunu ve 2 yıl kadar önce aralarındaki ortaklık ilişkisini sona erdirdiklerini beyan etmişler ve haciz de davacının eşinin huzurunda yapılmıştır. Mahallinde

yaptırılan kolluk incelemesi ile haciz adresindeki iş yerinin fiilen davacının eşi tarafından işletildiği saptanmıştır. Ticaret sicil kaydı da tanık anlatımlarını doğrulamaktadır.
Üçüncü kişi ve borçlu Şirket aynı alanda faaliyet göstermektedir.
Burada aydınlatılması gereken husus, borçlunun resmi adresinde faaliyet gösterip göstermediği ve üçüncü kişi üzerinden faaliyetine devam edip etmediği, borcun doğumundan sonra (somut olayda 05.08.201l’den sonra) örtülü iş yeri devri yapılıp yapılmadığı hususlarıdır.
Bunun için de borçlu Şirketin ticaret sicilinde kayıtlı son adresindeki faaliyetine son verdikten sonra hangi adreste faaliyetine devam ettiği ve üçüncü kişinin (ya da eşinin) tek başına haciz adresindeki iş yerini açabilmek açısından mali ve sosyal durumunun elverişli olup olmadığı huzsuslarının Vergi Dairesi’nden sorularak ve mahallinde kolluk aracağılı ile inceleme yaptırılarak saptamak olmalıdır. Bu tespitlerden sonra İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin kimin yararına olduğunu tayin ederek sunulan delillerin ispat yükü açısından ele alınıp değerlendirilmesi gerekir.
Belirtilen tüm bu hususular dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
Kabule göre de; İİK’nun 97/15. maddesinde aranan yasal koşulların gerçekleşmemesi nedeni ile üçüncü kişi lehine tazminata hükmedilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı üçüncü kişi vekilinin buna yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yukarıda (l) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı …’ye ve 805,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden …’ye iadesine, 18.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.