YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9618
KARAR NO : 2014/24559
KARAR TARİHİ : 30.10.2014
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan maddi zararın TMK.nun 1007. maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan maddi zararın TMK.nun 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, açılan davanınkabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; dava konusu edilen taşınmazın, 1945 yılında yapılıp ilan edilen … kadastrosu sınırları içinde kaldığı,12/09/1950 tarihinde maki tefrikinin yapıldığı ve toprak tevzi komisyonunaverildiği,komisyonca 4733 sayılı kanun gereği dağıtımının yapıldığı, 1958 yılında yapılan ve kesinleşen genel kadastro çalışmaları sırasında kadastrosunun yapılarak, senetsizden bir kısım davacılar ve murisleri adına yolsuz olarak tescil edildiği; kesinleşmeyi mütakip 2008 yılında açılan dava sonucunda … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 2008/50 Esas, 2008/275 Karar sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazın 16740 m2 kısmının tapu kaydının iptali ile … vasfı ile … adına tesciline karar verildiği ve bu kararın 24/02/2010 tarihine temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır.
4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesinde “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.” hükmü yer almakta olup burada, Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescili sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü; sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür. Kusurun varlığı ya da yokluğu, devletin sorumluluğu için önem taşımayıp sadece, Devletin memuruna rücuu sırasındaki iç ilişkide önemlidir.
O halde, olayda Kadastro Müdürlüğü elemanlarının kesinleşmiş … kadastro sınırları içerisinde kalan davaya konu taşınmazı yolsuz olarak ikinci kez tesbitini yaparak davacılar adına tesciline sebebiyet vermelerinden dolayı Hazinenin Türk Medeni Kanununun 1007.(Medeni Kanunun 917) maddesinden kaynaklanan sorumluğunun dikkate alınması zorunludur.
Tapu kaydı mahkeme kararıyla iptal edilen arazi niteliğindeki taşınmaza ekilebilir münavebe ürünlerinin net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve alınan rapor uyarınca tazminata karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu nedenle davalı idare vekilinin temyiz ititrazı yerinde değildir.Davacılar vekilinin temyiz ititrazına gelince;
Tespit edilen bedelin tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi
Doğru değil ise de, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılamsını gerektirmediğinden;
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının birinci paragrafından (8.000.00 TL’nin dava tarihinden itibaren 299.714.70 TL’nin ıslah) kısmının çıkarılmasına, yerine (307.714,70-TL’nin dava) ibaresinin yazılmasına,
Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davacılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 30.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.