Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/23500 E. 2014/18566 K. 17.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/23500
KARAR NO : 2014/18566
KARAR TARİHİ : 17.10.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mirasın reddinin iptali

… ile … ve müşterekleri aralarındaki mirasın reddinin iptali davasının reddine dair Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 18.06.2013 gün ve 554/209 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili 16.11.2011 tarihli dava dilekçesinde özetle; vekil edeninin davalılardan …’dan alacaklı olduğunu, bu amaçla borçlu aleyhine icra takipleri yapıldığını, ne var ki, davalı …’in kötü niyetli davranışları nedeniyle alacağın tahsil edilemediğini, tüm bu nedenlerle, davalı …’in ara miras bırakanı annesinin mirasının reddine ilişkin aldığı kararın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar … ve 10 arkadaşı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı …’ın dava tarihinde ölü olduğunu, ölü kişi aleyhine dava açılamayacağını, bu kişi hakkındaki davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Ayrıca, davacının aynı mahkemenin 2011/885 Esasında kayıtlı başka bir dava dosyasında aynı konuların talep edildiği için derdestlik itirazında bulunmuştur. Öte yandan, davalı …’ın işlerinin bozulması nedeniyle alacaklılarını toplayarak anlaşmaya çalıştığını, iş bu davacı dışında öteki alacaklılarla haricen anlaşarak borçlarını ödediğini, ne var ki, davacı ile anlaşma olanağının sağlanamadığını, davalı …’in TMK.nun 605. maddesinden kaynaklanan yasal haklarını kullandığını ve kötü niyetli olmadığını açıklayarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının, davalılardan …’dan alacaklı olduğunu, alacaklarını tahsil etmek için icra takipleri yaptığını, fakat alacağın tahsil edilememesi nedeniyle davalı …’e annesinden kalan miras hisselerine haciz koydurduğunu, ne var ki, yapılan araştırmada davalı …’in miras bırakanının herhangi bir mal varlığının ve gelirinin olmadığının belirlendiğini, esasen davalı …’in davacı ve öteki alacaklılarını bir araya getirerek borçlarını ödemeye çalıştığını, davacının haricindeki diğer alacaklılarla anlaşarak borçlarını ödediğini, kötü niyetli olmadığını gerekçeleriyle netice olarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; Sakarya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 26.05.2011 tarih 2011/802-1080 Esas ve Karar sayılı karar ve ekleri getirilmiştir. Yapılan incelemede: davacı …’ın hasımsız olarak, miras bırakanı babası ………….’ın 27.02.2011 tarihinde ölmesi nedeniyle babasının mirasının yasal süresi içerisinde kayıtsız ve şartsız olarak ret ettiğini açıklayarak bunun tespit ve tescilini istediği; mahkemece, davacının isteğinin kabulüne, ………….’ın 27.02.2011 tarihinde ölümü nedeniyle kendisinden intikal eden mirasın ….. tarafından kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespit ve tesciline karar verilmiştir. Akyazı Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 13.09.2012 tarih 2012/435-525 Esas ve Karar sayılı karar örneği getirilmiştir. Davacının …, davalının Hasımsız, davanın 12.06.2012 tarihinde ölen annesi …’ın mirasını yasal süresi içerisinde kayıtsız ve şartsız olarak reddedildiğinin tespit ve tesciline karar verilmesini istediği, mahkemece, miras bırakan …’ın 12.06.2012 tarihinde ölümü nedeniyle mirasının reddedildiğinin tespitine karar verildiği görülmüştür.
Hasımsız veraset belgeleri dosya içerisindedir. Ara miras bırakan …’ın 12.06.2012 tarihinde dul olarak ölümü ile mirasının … ve ………,…….,…….,…,’ın muristen önce ölümü ile çocukları …,..,…,…’e kaldığının tespitine karar verildiği görülmüştür.
Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, kök miras bırakan ve ara miras bırakanın borçlarından dolayı değil, mirasçı …’ın borçları nedeniyle davacı tarafından bu kişi aleyhine yapılan icra takiplerinin sonuçsuz kalması nedeniyle mirasçı …’in kök muris babasının sağlığında ondan almış olduğu yardımlar nedeniyle murisin terekesinin paylaşılması sırasında geri vermekle yükümlü tutulabilecek değerler olduğundan mirasçının kendi alacaklısına karşı sorumlu tutulması mümkün değildir. Davacının dava dilekçesindeki talebi mirasın reddinin iptali için gerekçe dahi olamaz.
Hal böyle olunca, açıklanan nedenlerle sonucu itibariyle doğru olan mahalli mahkeme kararının ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 0,90 TL’nin temyiz eden davcıdan alınmasına, 17.10.2014 tarihinde gerekçesinde oyçokluğu sonucunda oybirliğiyle karar verildi.

KARŞI OY

Dava, mirasbırakanın mirasını TMK’nun 605/1. maddesi uyarınca redden mirasçıya karşı TMK’nun 618. maddesi uyarınca mirasçının alacaklısı tarafından açılmış “mirası reddin
iptali davası” dır. Mahkeme davanın kanıtlanamadığını belirterek davayı reddetmiş; davacı hükmü mirasçının mirasbırakanının sağlığında mirasbırakanından denkleştirmeye (iadeye) tabi kazandırma aldığı böylece mirası kabul ettiği gerekçesiyle temyiz etmiştir.
Toplanan delillere göre; davalı mirasçının TMK’nun 610/2. maddesi uyarınca mirası kabul anlamına gelecek bir davranış ve tasarrufu kanıtlanamamıştır. Bir mirasçının mirasbırakanının sağlığında ondan denkleştirmeye tabi kazandırma almış olması; ancak mirasbırakanın alacaklısına karşı sorumluluğunu gerektirir (TMK. Md.617). O halde; davacı mirasbırakanın alacaklısı olmayıp, davalı mirasçının alacaklısı konumunda olduğundan; davalının mirasbırakanının sağlığında aldığı ve terekenin paylaşılması sırasında terekeye geri vermekle yükümlü tutulabileceği değerler bakımından, kendi alacaklısı olan davacıya karşı sorumlu tutulamaz ve aynı sebeple bu durumun mirası reddin iptali gerekçesi yapılması söz konusu olamaz. Davanın reddine ilişkin karar sonucu bakımından isabetlidir. Hüküm sonucu olarak isabetli olan kararın gerekçesinin açıkladığım şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanması (HUMK md.438/son) gerekir. Değerli çoğunluğun onama kararına katılmakla birlikte onama gerekçesinin belirttiğim şekilde olması gerektiğini düşünüyorum. 17.10.2014