YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1009
KARAR NO : 2014/7179
KARAR TARİHİ : 04.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, işyeri dokunulmazlığını ihlal
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre sanık …’nın temyiz istemi yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
B-Hırsızlık ve geceleyin işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın 14.08.2009 tarihinde gece 02.30-03.00 arasında başka bir işyerinden hırsızlık yaparken alarmın devreye girmesi üzerine kaçarken fırın işçisi tanık tarafından yüzünde kar maskesi ile görüldüğünün anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı TCK’nın 142/2-f maddesine uyan suçu oluşturduğunun gözetilmemesi,
2- 5237 sayılı TCK’nın 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, cezanın temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK’nın 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, “…daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” görüşünün, TCK’nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır.
TCK’nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır.
TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır.
Somut olayda ise; müştekinin işyerinden 10 TL değerinde bozuk para çalan sanığa suçun işleniş şekli ve özellikleri itibariyle ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de, hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle TCK’nın 145. maddesi gereğince verilen cezadan belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Hırsızlık suçundan elde edilen paranın kolluk tarafından katılana iade edilmesi nedeniyle müştekinin zararının bulunmadığının; sanığın sabıka kaydında yer alan ilamların ise 3682 sayılı Adli Sicil Kanununun 8/b. maddesindeki adli sicil kaydından çıkarılma koşullarının gerçekleştiğinin ve katılanın, geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan da maddi olarak zararının bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanığın sabıka durumu, kişiliği, suç işleme eğilimi ve geçmiş hali dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda kanaat geldiğinden cezasının ertelenmesine karar verildiği halde, 5271 sayılı CMK’nın 231/6-c maddesinde belirtilen koşulun gerçekleşmesi için suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesinde, maddi zararın esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği dikkate alınarak, öncelikle doğurduğu sonuçlar itibariyle daha lehe sonuç doğuran hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ilgili bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mala zarar verme suçu nedeniyle oluşan maddi zararın giderilmediğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4- Hırsızlık suçundan verilen hükümde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun, kendi altsoyu bakımından koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nın temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 04.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.