Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/4555 E. 2014/20968 K. 27.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/4555
KARAR NO : 2014/20968
KARAR TARİHİ : 27.10.2014

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm : Beraat

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.05.2013 tarih 2013/11-87-245 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, vekalet ücreti kişisel hakka ilişkin olup, kişisel hakka ilişkin kanuna aykırılıkların Yargıtay tarafından bozma konusu yapılabilmesi için, hükmün karşı hak sahibi tarafından temyiz edilmiş olması gerekir. Bu nedenle, hakkında beraat kararı verilen ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, hazine aleyhine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/5. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, temyiz edenin sıfatına göre, bozma sebebi olarak kabul edilmemiştir.
Dosya kapsamına göre, sanığın 12.05.2011 tarihli şikayet dilekçesine istinaden katılanlar hakkında Isparta Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan kasten yaralama, tehdit, yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları ile ilgili adli soruşturmanın devam ettiği sırada, sanığın, katılanların kamuya açık alanlardaki faaliyetlerini görüntüleyip, 4 adet fotoğrafı soruşturma dosyasına ibraz ederek, TCK’nın 134/1. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanığın, 16.11.2011 günü avukatının bürosuna doğru yürürken, tesadüfen karşılaştığı katılanların bir kuyumcu dükkanı önünde kendisini tehdit ettiklerine dair iddiasının ispatına faydalı olur düşüncesiyle daha sonra olayın gerçekleştiği yere gidip, kuyumcu dükkanı ile bir direk üzerine yerleştirilmiş olan kameranın fotoğraflarını çekip, Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 18.11.2011 havale tarihli dilekçesi ekinde bu fotoğrafları sunarak, fotoğrafta görünen mobese kamerasına ait 16.11.2011 tarihli kayıtların temin edilip, olayın aydınlatılmasını talep ettiğine ve katılanların değil, genel olarak mekanın çekimini yaptığına dair savunmasının, fotoğraflarda kendilerinin görüntülenmemiş olduğuna ilişkin katılanların beyanı ve incelenen 17.11.2011 tarihli 4 adet fotoğraf ile doğrulanmış olması karşısında, katılanların özel hayatlarının gizliliğini ihlale yol açacak görüntülerinin kaydedilmemesi ve özel hayatlarına müdahalede bulunulmaması nedeniyle sanığın üzerine atılı özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla;
Yapılan yargılama sonunda, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar vekilinin bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığı dosya kapsamıyla sabit olduğu ve sanığın CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının (1) numaralı paragrafının, “Yapılan yargılama sonunda, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu anlaşıldığından, CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince, sanığın beraatine,” şeklinde düzeltilmesi suretiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.