Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/20575 E. 2016/12572 K. 13.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20575
KARAR NO : 2016/12572
KARAR TARİHİ : 13.10.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İŞ) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/06/1996-01/10/2007 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R
Dava, davacının 01/06/1996-01/10/2007 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; davacının davalı işyerinde asgari ücretle 01/01/2001-20/06/2006 tarihleri arasında 2000 gün süreyle hizmet akdiyle çalıştığının tespitinin ve sigortalı hizmet süresi olarak tesciline, davacının 01/01/2001 tarihinden önceki çalışmalarına ilişkin talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davacının 21/06/2006-30/04/2007 tarihleri arasındaki döneme ilişkin çalışmalarının tespitinde hukuki yararı bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacının 30/04/2007 tarihinden sonraki çalışmalara ilişkin tespit talebinin reddine, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı işyerinde çalıştığına dair Kuruma yapılan herhangi bir bildiriminin bulunmadığı, 21/06/2006-30/04/2007 tarihleri arasında 149129 sicil numaralı … İnş. A.Ş. ünvanlı (eski ünvanı … Bilgisayar Müh. ve Dan. A.Ş.) işyerinden bildiriminin yapıldığı, davacıya Tapu Sicil Müdürlüğünde görevlendirilmiş olması işi karşılığında 1999 yılı Haziran ayı ile 2002 yılı Mayıs ayları arasında … Hizmet Vakfı tarafından değişik miktarlarda ödeme yapıldığı, tanık beyanlarının alındığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasada yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun’un 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön.Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun’un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden sözedilemeyeceği açıktır. Bir sigortalının askere gitmeden önce çalıştığı işyerini askerliğe müteakip girmesi durumunda hizmet akdi mecburi hizmet nedeniyle kesilmiş olduğundan artık hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahsedilemez. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının iş ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurumun Yasa’dan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.
Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )
Ayrıca çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir.
Yapılacak iş, davacının 21/06/2006-30/04/2007 tarihleri arasında bildirimi yapılan … İnş. A.Ş. (eski ünvanı … Bilgisayar Müh. ve Dan. A.Ş.)’nin … veya … Tapu Müdürlüğünden ihale ile iş alıp çalışan şirket olup olmadığını araştırmak, Tapu Müdürlüğü ile adı geçen şirket arasında irtibat bulunup bulunmadığını belirlemek, söz konusu şirketin dönem bordrolarında kayıtlı çalışanlarını tespit edip tanık sıfatıyla dinlemek ve davacının çalışmalarının Tapu Müdürlüğünde mi yoksa adı geçen şirkette mi geçtiğini tespit etmek, Tapu Müdürlüğü ile söz konusu şirket arasında irtibat bulunmadığının ve davacının çalışmalarının Tapu Müdürlüğünde geçmediğinin anlaşılması halinde kabul edilen dönem yönünden dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek, Tapu Müdürlüğü ile söz konusu şirket arasında irtibat bulunduğunun ve davacının çalışmalarının Tapu Müdürlüğünde geçtiğinin anlaşılması halinde ise dosya kapsamında toplanan delillerin sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekili ve davalı işveren vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13/10/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.