YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/8820
KARAR NO : 2016/16882
KARAR TARİHİ : 13.12.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanıklar hakkında önce 15/04/2014 tarihli iddianame ile 22/12/2011 tarihli suç tutanağına ilişkin sonra 26/08/2014 tarihli iddianame ile 19/03/2012 ve 28/03/2012 tarihli suç tutanaklarına ilişkin dava açıldığı, 2014/622 sayılı ikinci davada 02/12/2014 tarihinde birleştirme kararı verildiği, mahkemece 2014/885 sayılı dosya üzerinde birleştiği anlaşılan davada yürütülen yargılama sonucu 25/12/2014 tarihli duruşmada “sanığın eylemleri arasında teselsül bulunduğu” kabul edilerek TCK’nın 43. maddesinin uygulandığının ve katılan kurumun her üç tutanak için kurum zararını ayrı ayrı 24,54 TL, 212,64 TL ve 21, 77 TL olarak bildirildiğinin anlaşılması karşısında,
05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un geçici 2/2. maddesi uyarınca, “yapılan değişiklikle amaçlananın bu kapsam dâhilindeki suçlar bakımından kurum zararının ödenmesi halinde, olayın sanık ya da sanıkları hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilerek işin esasına girilmesinin önlenmesi” olduğu değerlendirildiğinde, katılan kurumun her üç tutanağa ilişkin (22/12/2011, 19/03/2012 – 28/03/2012) cezasız ve vergisiz gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanıklara miktar da belirtilmek suretiyle
“bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergisiz gerçek zararını gidermeleri durumunda 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi gereğince haklarında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine” ilişkin bildirimde bulunulduktan sonra yasal sürenin geçmesi nedeni ile sanıklara makul bir süre de tanınıp bu süre beklenilerek, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayininin gerekli olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 13/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.