Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2016/4695 E. 2016/18623 K. 02.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/4695
KARAR NO : 2016/18623
KARAR TARİHİ : 02.11.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair

Mahalli mahkemece bozmaya uyularak yaıpılan yargılama sonucu verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanığın müştekiye önce yumrukla vurması, ardından da araya bir kesinti girmeden evine doğru gitmekte olan müştekiyi silahtan sayılan cisimle kovalaması şeklindeki eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı TCK’nin 86/2 ve 86/3-e maddeleri kapsamındaki tek suçu oluşturup eylemlerin bölünemeyeceği ve sanık hakkında 11.06.2015 tarih ve 2015/3413 esas esas-2015/20034 karar sayılı bozma ilamımız doğrultusunda tamamlanmış silahla basit kasten yaralama suçundan ceza tayin edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesindeki “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi gereğince, hüküm fıkrasının 5237 sayılı TCK’nin 52/4. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmından “…ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine” ibaresinin karar metninden çıkarılması suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.11.2016 gününde oyçokluğuyla birliğiyle karar verildi.

Muhalefet Şerhi

Sanık …’in müştekiye önce yumrukla vurması ardındanda araya bir kesinti girmeden evine doğru gitmekte olan müştekinin silahtan sayılan cisimle üstüne doğru gitmek şeklindeki eylemleri bir bütün halinde TCK’nin 86/2. maddesindeki basit yaralama suçunu oluşturmaktadır.
Kavga sırasında yaralamaya teşebbüs etmek sayısız yumruk ve tekmeler atmak gibi her bir bedeni hareket ayrı bir davranışı oluşturmakta ise de tüm bu bedeni hareketler tek bir fiil olarak kabul edildiğinden en ağır ve en şiddetli tamamlanmış bedeni hareketten oluşan yara dikkate alınarak buna göre ceza tayin edilmesi gerekir.
Olayımızda sanığın yumrukla mağdurun yaralaması şeklindeki bedeni hareketi tamamlanmış basit yaralama suçunu oluşturmaktadır. Bunun dışında tamamlanmış başka bir eylem söz konusu değildir.
Tamamlanmış suçun gerçekleştiği olayda artık teşebbüs aşamasında kalan ikinci bir yaralama suçundan bahsedilemez. Sonuç olarak sanık tarafından yapılan tüm bedeni hareketler sonunda tek bir basit yaralama suçu gerçekleştiğinden sadece basit yaralama suçundan hüküm kurulması gerekmektedir.
Tamamlanan bir suçla kulanılmayan bir silahı olayda kullanılmış gibi farzederek cezayı artırma nedeni olmadığı halde varmış gibi yorumlanarak sanığın cezası artırılamaz.
Bu gerekçeler dikkate alındığından sanığın mağdura yönelik teşebbüs aşamasında kalan eylemi ve tamamlanan bedeni hareketleri sonucunda sadece tek bir basit yaralama suçu oluşmuştur. Kararın tebliğnameden değişik gerekçe ile bozulması gerekirken onama yapan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.