Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2016/5708 E. 2016/13790 K. 07.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5708
KARAR NO : 2016/13790
KARAR TARİHİ : 07.11.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, sigorta başlangıç tarihinin tevkifatın kesildiği ayı takip eden aybaşı olan 01/08/1994 tarihi olduğunun tespitiyle, 6111 sayılı Yasa’dan faydalandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, sigortalılık başlangıcının 01.08.1994 olduğunun tespitine ve 6111 sayılı Yasa’dan faydalandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davacının Tarım sigortalılığından kaynaklı sigorta başlangıç tarihinin 01.05.1995 tarihi olarak ve 6111 sayılı Yasa’dan yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve begelerden; davacının teslim ettiği ürünlerden 1995/Nisan ayında prim kesintisi yapıldığı, 15.07.1994 tarihinden beri devam eden ziraat odası kaydı bulunduğu, dosya kapsamına göre kooperatif kaydı bulunmadığı, 07.05.2012 tarihli ekstreye göre; davacının davalı Kurum tarafından 01.05.1995 – 31.12.1995 tarihleri arasında … sigortalısı olarak tescil edildiği, davacının 1995/Nisan ayındaki prim kesintisinden başka prim ödemesinin bulunmadığı, dosya kapsamında davacının 6111 sayılı Yasa’dan faydalandırılması talebine ilişkin belge de bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanun’da, 506 sayılı Kanun’un 79. maddesindeki gibi, geçmiş…. hizmetlerinin tespitine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. Anılan kanunun 5. maddesinde, 7. maddede belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin, kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı belirtilmiştir. Kanunun 10. maddesindeki kayıtlar Kurum tarafından yapılacak olan tescil işlemleri için uygulama alanı bulmaktadır.
Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş kararları; Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi halinde, Bağ-Kur’un prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi, yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden, prim tevkifatının yapıldığı tarihi izleyen aybaşından itibaren sigortalı olarak kabulü gerektiği yönündedir.
İlk prim kesintisini izleyen yıllarda prim kesintisi veya ürün tesliminin gerçekleştiğinin belirlendiği durumlarda, bu yıllar için de tespit kararı verilmesi gerekmektedir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının temel koşulu 2926 sayılı Kanun’un 2/1 ve 3/b maddelerinde belirtildiği gibi, tarımsal faaliyette bulunmaktır. Prim tevkifatına dayalı tespit davasında, salt ziraat odası ve kooperatif kaydı gibi belgelerin bulunması, davanın kabulü için yeterli değildir. Tarımsal faaliyetin sürdüğünün, faaliyete ilişkin olarak hangi tarımsal ürünlerin üretildiği, nereye satıldığı veya teslim edildiği gibi hususlar da somutlaştırılarak belirlenmelidir. Prim tevkifatı ve ürün tesliminin, bir-iki yıl dışında süreklilik arz ettiği hallerde de, tarımsal faaliyetin sürekli olduğu kabul edilebilir.
Prim kesintisinin bulunmadığı yıllarda, tarımsal faaliyetin saptanması bakımından, ürünlerin ne şekilde değerlendirdiğini ortaya koymak, davacının tarımsal faaliyete elverişli taşınmazlarının bulunup bulunmadığını araştırmak, tarımsal faaliyetin taşınmazların kiralanması suretiyle yürütüldüğü iddia ediliyor ise, bu konuda taşınmazların kimden, hangi yıllar için kiralandığı, hangi tarımsal ürünlerin üretimi için faaliyette bulunulduğu, kiralayan kişinin … sigortalılığının bulunup bulunmadığı, kiracının kiralama yoluyla tarımsal faaliyetini yürütmeye elverişli tarımsal alet edevatının bulunup bulunmadığı gibi ayrıntılı araştırma yapmak, gerektiğinde tarımsal faaliyetin yapıldığı iddia edilen dönemdeki muhtar ve azaların bilgilerine başvurmak, özetle, tarım faaliyetinin devam edip etmediğini hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya koymak ve sonucuna göre hüküm kurmak gerekir.
Somut olayda; her ne kadar davacı dava dilekçesi ile sigorta başlangıç tarihinin 01.08.1994 olduğunun tespitini talep etmiş ise de;…. sigortalılığında, 506 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığın aksine, sadece sigorta başlangıcına hükmetmedilmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığı, bu itibarla davacının talebinin 01.08.1994 tarihinden itibaren sigortalı olduğunun tespiti olarak değerlendirilmesi gerektiği göz ardı edilerek, öte yandan; dosyada mevcut 07.05.2012 tarihli ekstreye göre; davacının davalı Kurum tarafından 01.05.1995 – 31.12.1995 tarihleri arasında…. sigortalısı olarak tescil edildiği bildirilmesine rağmen bu husus ve davacının 6111 sayılı Yasa’dan faydalanmak için davalı Kurum’a başvuru tarihi araştırılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacının talebini 01.08.1994 tarihinden itibaren sigortalı sayılması olarak değerlendirerek, 1995/Nisan ayından başka prim kesintisi bulunup bulunmadığını, davalı Kurum tarafından hangi tarihler arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edildiğini, 6111 sayılı Yasa’dan yararlanma talebinin hangi tarihte yapıldığını araştırarak, yukarıda anılan hükümler de dikkate alınmak sureti ile varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.