YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1042
KARAR NO : 2014/17232
KARAR TARİHİ : 10.11.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, ortak mirasbırakan ….’nin maliki olduğu 1313 ada 1 parsel sayılı taşınmazda kat mülkiyeti ile oluşan 9 ve 10 nolu bağımsız bölümlerin davalı adına kayıt edildiğini, bu nedenle dava konusu taşınmazların davalı adına olan kaydının iptali ile miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, taşınmazın 1970 yılında kadastro sonucu eşi … adına tescil edildiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, eşinin vefatından sonra mirasen intikal suretiyle taşınmazda hak sahibi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın kök mirasbırakan …’den intikal eden bir taşınmaz olmadığı, davalının murisi Hadiye’ye ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece dava konusu taşınmazın tesisinden itibaren davalı mirasbırakanı adına tescil edildiği, kökmirasbırakan Mahmut Seçme’den intikal eden bir taşınmaz olmadığı anlaşılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacının esasa yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davacının diğer temyiz itirazına gelince;
Konusu para olan veya para ile değerlendirilen davalarda davanın sonucuna göre taraflar adına hükmedilerek vekalet ücretinin nispi olarak hesaplanması gerektiği kuşkusuzdur.
Taşınmazlarla ilgili davalarda vekalet ücretine esas olan değer ya dava dilekçesinde gösterilen değer veya mahkemece keşifte belirlenen ve buna göre eksik harcı tamamlanan değerdir.
Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre de, taşınmazın keşif sonucu belirlenen değeri üzerinden eskik harç tamamlanmamış ise, vekalet ücreti dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden takdir edilir.
Somut olayda; dava 5.000.-TL dava değeri üzerinden harç yatırılmak suretiyle açılmış, mahkemece yargılama sırasında keşfen belirlenen değer üzerinden harç tamamlatılmadan yargılamaya devam edilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, harç ve vekalet ücretine esas alınması gereken dava değeri, dava dilekçesinde harçlandırılan 5.000.00.-TL dir, bu bedel üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Ne var ki, mahkemece keşfen belirlenen ancak harçlandırılmayan değer üzerinden avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru değilse de, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 3 numaralı bendindeki “7550.00.-TL vekalet ücretinin” ibaresinin hüküm metninden çıkartılmasına, yerine “600.00.-TL vekalet ücretinin” ibaresinin yazılmasına, davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.11.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
– KARŞI OY –
Dava, iki adet bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir.
Mahkemece davanın esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı davasını 5.000.TL değer göstererek açmış, davalı vekili dava değerinin en az 250.000.TL olduğunu belirterek bu değere itiraz etmiş, eksik nispi harcın tamamlatılmasını istemiştir. Bu eksikliğin giderilmemesi üzerine itirazını ön inceleme duruşmasında da ileri sürmüştür. Yargılamayı yapan hakim tarafından harç eksikliği giderilmeyerek işin esasına girilmiş, mahallinde keşif yapılıp deliller toplanarak davanın esastan reddine karar verilmiş, davalı vekili lehine keşfen belirlenen değer üzerinden 7.550TL vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Davacı vekili esasa ilişkin temyiz talepleri ile birlikte vekalet ücretini de temyize getirmiştir.
Dairenin çoğunluğu, vekalet ücretinin harcı yatırılan değer üzerinden hesaplanması gerektiği düşüncesiyle kararı düzelterek onamış, vekalet ücretini 600.TL ye indirmiştir.
Çoğunluk görüşü ile ayrık kaldığımız husus; davalı vekili lehine takdir edilecek vekalet ücretinin hangi değer(miktar) üzerinden hesaplanacağı ve buradan hareketle eksik harç tamamlanmazsa izlenecek yolun ne olacağı hususudur. Bilindiği üzere, harca tabi davalar başvurma harcı ve peşin nisbi (veya maktu) harcın yatırılmasıyla açılır. Peşin nispi harcın dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden alınacağı açıktır. Davacının harçtan kaçınmak için gerçek dava değerini göstermemesi durumunda nasıl bir yol izleneceği usul yasamız ile harçlar kanununda düzenlenmiştir.
HMK’nın 120/1.fıkrası “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır” demektedir. Bununla birlikte eksik harcın müeyyidesi ise Harçlar Kanununda “Noksan tesbit edilen değer üzerinden harcın ödenmesi:
Madde 30 – Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.
Harcı ödenmiyen işlemler:
Madde 32 – Yargı işlemlerinden alınacak harclar ödenmedikçe mütaakıp işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmiyen harcları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu yasal mevzuat karışısında somut olay değerlendirildiğinde, dava gerçek değer gösterilmeden açılmıştır.Bu durumda hakim resen ve gerekirse keşfen dava değerini belirleyecek ve bu değer üzerinden nispi harcı tamamlamak üzere davacıya süre vermesi gerekecektir. Bu sürede eksik harcın tamamlanmaması halinde mahkeme başkaca herhangi bir işlem yapmaksızın kanunun açık hükmü gereğince kendiliğinden HMK 150.(HUMK 409)maddeye göre dosyayı işlemden kaldıracak, eğer davalı taraf davaya devam etmek isterse eksik harcı kendisi yatırmak suretiyle davaya devam edilebilecek, davacı ise üç ay içinde eksik harcı yatırmak suretiyle davaya devam edebilecek, yatırmadığı takdirde ise mahkemece dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç aylık sürenin sonunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilecektir.
Olayımızda davalı vekili gerek cevap dilekçesinde gerekse ön inceleme duruşmasında bu hususu dile getirmiş, ne varki hakim tarafından nazara alınmamıştır. Bu durumda, hakim tarafından nazara alınmayan, davacı tarafından yerine getirilmeyen yükümlülüğün (külfetin) davalıya yükletilmesinin kabulü mümkün değildir. Ayrıca, hakim sonuç itibariyle keşfen belirlenen değer üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmettiğine göre, bu hususta kararın düzeltilerek onanması hakimin bu konudaki direnme hakkının da elinden alınması anlamına gelecektir. Öte yandan, HMK’nin 370/2.maddesi ikinci cümlesine göre, hakimin takdir hakkı kapsamında karara bağladığı edalar hakkında düzelterek onama kararı verilemeyeceğinden, çoğunluk kararı bu yönü itibarıyla da kanuna aykırıdır. Somut olayda, mahkemece, eksik harcın tamamlatılmamasına rağmen davacıya eksik harcın tamamlatılması durumunda takdir edilmesi gereken vekalet ücretine hükmedilmiştir. Bu durum vekalet ücretinin harcı yatırılan değer üzerinden hesaplanacağına ilişkin temel kurala da uygun düşmemiştir.
Sonuç itibariyle; mahkemece öncelikle eksik harcın tamamlatılması için davacıya süre verilmeli, aksi halde dosya işlemden kaldırmalı, davacı veya davalı tarafından harcın tamamlanması halinde yargılamaya devam edilerek, sonuçta harcı yatırılmış değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmelidir.
Bununla birlikte, bu usulü işlemlerin yapılmaması 6100 sayılı HMK’nin 369/1. maddesinde belirtildiği üzere kanunun açık hükmüne aykırı” görüldüğünden re’sen dikkate alınarak kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun “düzelterek onama” yönündeki görüşüne katılmıyoruz.