YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6023
KARAR NO : 2014/17796
KARAR TARİHİ : 18.11.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, mirasbırakanı annesi …in 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazlardaki payını diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak davalı torununa ölünceye kadar bakım akdi ile temlik ettiğini taşınmazın 3. kişilere satışından sonra öğrendiğini davalının muvazaa ile illetli sözleşme sonucu sebepsiz zenginleştiğini ileri sürüp ölünceye kadar bakım sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ile taşınmazın satışından mirasbırakanın payına isabet eden değerden kendi miras payı oranında 41.562,50.-TL’nın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin gerçek olduğunu mirasbırakana ölünceye kadar baktığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 18.11.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat … ile temyiz edilen vekili Avukat … geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edenden alınmasına, aşağıda yazılı 1.511.88.-TL. bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 18.11.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
-KARŞI OY-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerliliğinin tespiti ve miras payı oranında bedel isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (6098 sayılı Türk Borçlar Yasasının m. 611)). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (6098 sayılı Türk Borçlar Yasasının m.614)).
Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz. Ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi yaşama süresince bakımı gerektiren ve rastlantıya (tesadüfe) bağlı bir sözleşme türü olup TBK’nun 611 maddesi bakım alacaklısı yönünden gerçek kişi olması dışında özel bir nitelik öngürmemiştir. Bu bakımdan bakım alacaklısının akit anında özel bakıma muhtaç durumda olmasını aramak kanunda bulunmayan bir unsur ilave etmek olur.
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (6098 sayılı Türk Borçlar Yasasının m.19)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunu değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 1.4.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
Somut olaya gelince; miras bırakan … 1916 doğumlu olup 15.03.2005 tarihinde dul olarak öldüğü eşi … 1981 yılında öldüğü, davacının murisin kızı davalının da torunu oldukları, dava dışı mirasçılarının da bulunduğu, çekişme konusu 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazlar murisin eşine aitken irsen mirasçılarına intikal ettiği, muris … her iki taşınmazdaki irsen edindiği 1/4’er pay bakımından 10.06.1997 tarihinde 81 yaşında iken … 2. Noterliğinde davalı ile ölünceye kadar bakma sözleşmesi yaptığı, 12.12.2002 tarihinde de paylarını yine ölünceye kadar bakma akdi ile davacıya temlik ettiği, davalının payını diğer mirasçılarla birlikte dava dışı kişiye temlik ettiği, murisin yaşlı olması yanında felç geçirdiği, gözlerinin görmediği, davalının murisin yanında büyüdüğü ve murise baktığı toplanan deliller ve tüm dosya içeriği ile sabittir.
Muris yaşadığı sürece bakılmadığı iddiası ile bir dava açmadığına göre artık murise davalı tarafından bakıldığının kabulü zorunludur. Esasen murise davalı tarafından bakıldığı mahkemenin de kabulündedir. Ne var ki mahkemece ivaz para olarak değerlendirilip davalının mal edinebilecek ekonomik güce sahip olmadığına vurgu yapılmış ise de somut olayda bedel para olmayıp bakımdır. Temlik ölünceye kadar bakma akdi olduğuna ve davalı da bakım borcunu yerine getirdiğine göre murisin mal kaçırmayı amaçladığından bir başka ifadeyle temlikin muvazaalı olduğundan sözedilemiyeceği ve davanın reddedilmesi için hükmün bozulması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama görüşüne katılamıyorum.