YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4430
KARAR NO : 2014/16940
KARAR TARİHİ : 20.10.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, nüfus cüzdanlarında sahtecilik
HÜKÜM : a – Asıl karar; sanıkların resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından her bir suç için ayrı ayrı mahkumiyetlerine, hak yoksunluğu,
b – Ek karar; sanık …’in temyiz talebinin reddine,
Sanık … yönünden; sanığa yüklenen nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs ve nüfus cüzdanlarında sahtecilik suçlarının suç tarihlerinin 11.05.2005 ve 12.05.2005 olduğu cihetle, sahte nüfus cüzdanları ile bankaya başvurup kredi talebinde bulunmak suretiyle nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediğinin iddia olunması karşısında, bu suç ile birlikte nüfus cüzdanında sahtecilik suçundan yargılama yapma ve delilleri değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği hususu düşünülmediği gibi, nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs olarak tavsif edilen; sahte nüfus cüzdanları ile bankaya başvurup kredi kartı talebinde bulunmak eylemine uyan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 504/1, 61. maddeleri ile hüküm tarihinden önce yürürlüğe girip özel düzenleme niteliğinde olan ve “kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eki belgelerde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler” ibarelerini içeren 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 37/2. maddeleri arasında, nüfus cüzdanlarında sahtecilik suçu yönünden ise; … ve … adına sahte olarak düzenlendiği iddia olunan nüfus cüzdanlarının asıllarının temini ile, sahtecilik suçlarında aldatıcılık özelliğinin tespiti hakime ait olduğu cihetle, suça konu belgelerin getirtilerek duruşmada incelenip özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulduktan sonra iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği düşünülmeden, ayrıca sübutu halinde eyleme uyan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 350. maddesi ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun 204/1. maddeleri arasında lehe yasanın tespiti amacıyla karşılaştırma yapılmayıp, nüfus cüzdanının, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgelerden olmadığı da gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nun 204/3. maddesinin, kanunen yarı oranında artırım yapılacağı şeklindeki emredici hükmüne rağmen yarı oranının da üzerinde artırım yapmak suretiyle tatbiki ile yazılı şekilde hükümler kurulmuş ise de, belirtilen bu hukuka aykırılıklar yönünden sanık … hakkında kurulan her iki hükümle ilgili olarak mahallinde kanun yararına bozma yoluna gidilmesi olanaklı görülmüştür.
1- Sanık …’in temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yokluğunda verilip 18.05.2010 tarihinde usulüne uygun tebliğ olunan hükmü, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık yasal süresi geçtikten sonra, cezaevinden gönderdiği 11.06.2010 havale tarihli dilekçesi ile temyiz ettiği anlaşıldığından, mahkemece temyiz isteminin süre yönünden reddi gerektiği dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınmış olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle mahkemenin usul ve yasaya uygun bulunan temyiz isteminin süre yönünden reddine dair 21.07.2010 günlü “ek kararın” istem gibi ONANMASINA,
2- Sanıklar … ve …’in, haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen temyiz itirazlarına gelince;
Sanıklara yüklenen nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs ve nüfus cüzdanlarında sahtecilik suçlarının suç tarihlerinin 11.05.2005 ve 12.05.2005 olduğu ve sahte nüfus cüzdanları ile bankaya başvurup kredi talebinde bulunmak eyleminin; sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 504/1, 61; Nüfus cüzdanlarında sahtecilik eyleminin ise; sübutu halinde aynı Yasanın 350. maddelerinde gösterilen suçları oluşturacağı ve yüklenen nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından yargılama yapma görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırı ise de;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” ve “nüfus cüzdanlarında sahtecilik” suçlarının yasada gerektirdiği cezalarının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihlerinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihlerinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak bu sanıklar hakkında her iki suçtan açılan kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 20.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.