YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1151
KARAR NO : 2014/12556
KARAR TARİHİ : 26.06.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVALILAR : … V.D.
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasındaki davadan dolayı … Hakimliğinden verilen 31.05.2012 gün ve 209/446 esas 2012/239 karar sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan 10.09.2013 gün ve 7375-12277 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Davacı dava dilekçesinde; mirasbırakan babası … kat mülkiyeti kurulu, 162 ada, 1 parseldeki, B Blok, 20 nolu meskenini mirastan mal kaçırmak amacıyla ferdileşme sırasında eşi ve oğlu olan davalılar adına tescil ettirdiğini, işlemin muvazaalı olduğunu, 01.04.1974 tarih, ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince iptalinin gerektiğini ileri sürerek miras payı oranında tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; ıslah yoluyla hile hukuksal nedenine dönüştürülen davada hile olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalıların temyiz istemi üzerine Dairece “…ıslah dilekçesinin içeriği ve ileri sürülüş biçiminden ıslahla dönüştürülen davada sahtecilik hukuksal nedenine dayanıldığının kuşkusuz olduğu, ne var ki eldeki davada ; davacı taraf muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açtığı davasını ıslah etmiş ise de; usulüne uygun ıslah yapılmadığının açık olduğu, ancak sahtecilik iddiasına dayalı Yasada öngörüldüğü şekilde yöntemine uygun yapılmış bir ıslahın bulunmadığı, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı açılan tapu iptal ve tscil davası yönünden ise muris tarafından yapılmış bir temliki işlemin de sözkonusu olmadığı saptanmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi ” gereğine değinilerek bozulmuş, bu defa davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Hemen belirtilmelidir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun (HMK) 33. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76. ) maddesi hükmü uyarınca olayları bildirmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yaparak olaya uygulanacak yasa hükümlerini tespit ve tayin etmek mahkemeye aittir.
./..
Öte yandan; bilindiği üzere ıslah; taraflardan birinin yapmış olduğu usûl işlemini tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir. ( 6100 sayılı HMK md. 176, 1086 sayılı HUMK md. 83 ) Islah, tahkikat sona erinceye kadar sözlü ya da yazılı olarak yapılabilir. Islah müessesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir. …
Islah, 6100 sayılı HMK’nın 176. – 182. maddelerinde, davanın tamamen ıslahı ise 180. maddesinde düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK’nin 180. maddesinde; davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi halde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir”. hükmüne yer vererek, tamamen ıslahın koşullarını belirlemiştir.
Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ıslah dilekçesi ve içeriği irdelendiğinde; davacının 03/05/2012 tarihli dilekçe ile HMK’nin 180. maddesindeki düzenlemeye uygun olarak ıslah talebini ve içeriğini açıkladığı görülmektedir. Her ne kadar Dairenin bozma ilamında ıslahın yöntemine uygun olmadığı belirtilmiş ise de bu saptamanın sehven yapıldığı anlaşılmaktadır.
Öteyandan her ne kadar ıslah dilekçesinde dava “hile ” olarak nitelendirilmiş ise de esasen davada sahtecilik hukuksal nedenine dayanıldığı da tartışmasızdır. Nitekim bu husus Dairenin 10/09/2013 tarih, 2013/7375 Esas, 2013/12277 sayılı bozma ilamında da benimsenmiştir.
Somut olaya gelince; miras bırakan …üyesi iken 09.07.20006 tarihinde öldüğü ve geride mirasçı olarak davacı kızı ile davalı eşi … ile davalı oğlu …’ün kaldığı, çekişmeye konu 20 nolu bağımsız bölümün kat irtifakı kurulması sırasında kooperatif adına tescil edildiği, kat mülkiyetine geçilmesi sırasında da davacı tarafından kooperatife verildiği iddia edilen 05.09.2009 tarihli dilekçeye istinaden, ferdileşme sırasında 11.09.2009 tarihinde taşınmazın ½ payının davalı …, ½ payının ise davalı … adına tescil edildiği kayıtlarla sabit olup, miras bırakan yaptığı herhangi bir işlemin sözkonusu olmadığı, bu defa yargılama sırasında davacı tarafın ıslah dilekçesi ile; 05/09/2009 tarihli belgedeki imzanın davacıya ait olmayıp kaşe imza ile taklit edildiğini, davalıların devri hileli şekilde gerçekleştirdiklerini, başkaları tarafından usulsüz olarak düzenlenen mühürle atılan imzaların geçersiz olduğunu belirterek muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı açılan tapu iptal tescil davasını ıslah yoluyla sahtecilik hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davasına dönüştürdüğü, özellikle davacının okur-yazar ve hemşire olarak çalıştığı, hastaneden getirtilen imza örneklerinden ıslak imza kullandığının sabit olduğu, temliki işlemin dayanağını teşkil eden 05/09/2009 tarihli belgede ise kaşe imzanın kullanıldığı, imzanın kaşe imza olduğunun Dairesince düzenlenen 19/10/2011 tarihli raporu ile de sabit olup davacının eli ürünü olup- olmadığının denetlenemediği, kaldı ki davacı tarafından kaşe imzanın kullanıldığı başkaca herhangi delil de sunulamadığı görülmektedir.
../…
Hal böyle olunca; ıslah yoluyla sahtecilik hukuksal nedenine dönüştürülen davada sahtecilik olgusunun gerçekleştiği, esasen mahkemece de “temliki işlemin dayanağını oluşturan 05/09/2009 tarihli belgenin geçersiz” olduğunun benimsendiği gözetildiğinde davanın kabulüne karar verilmiş olması bu gerekçe ile sonucu itibariyle doğrudur.
Anılan bu husus karar düzeltme isteği üzerine bu defa yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, davacının karar düzeltme isteğinin ( 6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollamasıyla) HUMK’un 440. maddesi gereğince kabulü ile Dairenin 10/09/2013 tarih, 2013/7375 Esas, 2013/12277 sayılı bozma kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … tarafından açılan davanın kabulü kararında bir isabetsizlik bulunmadığından yerel mahkemenin 31/05/2012 tarih, 2009/446 Esas, 2012/239 sayılı kararının ONANMASINA, aşağıda yazılı 885,81 TL. bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 26.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.