Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/4359 E. 2015/26127 K. 02.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4359
KARAR NO : 2015/26127
KARAR TARİHİ : 02.06.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş bulunan şikayetçinin duruşmadan haberdar edilmemesi nedeniyle katılma isteminde bulunamadığından, 5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre, sanıklar hakkında kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek, CMK’nın 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir.Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir.Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanıklar… ve …’ın 2009 yılında Nizip ilçesinde şikayetçi … ve …’a 150.000 TL karşılığında mozaikten oluşan tarihi eser sattıkları, şikayetçilerin 35.000 TL parayı nakit olarak sanıklara verdikleri, kalan 115.000 TL için 30/05/2009 tarihli 115.000 TL bedelli borçlusu … ve … olan senedi alacaklı ile vade kısımları boş olarak verdikleri, tarihi eserin gelen ihbar üzerine 28/12/2009 tarihinde …’ın Malatya da bulunan işyerinde yakalandığı, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sırasında alınan bilirkişi raporunda söz konusu mozaiğin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamına girmediğinin, ancak eserin imitasyon olduğundan dolayı aldatıcılık kabiliyetinin yüksek olduğunun tespit edildiği, sanıklar Musa ve …’ın aldıkları senedi diğer sanık …’ı senedin alacaklısı olarak göstererek senedi Nizip İcra Dairesinde 2012/60 Esas numaralı dosya üzerinden takibe koydukları, henüz tahsilat yapamadıkları tespit edildiğinden eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığı, iddia edilen olayda, senet üzerinde herhangi bir sahtecilik unsurunun bulunmadığı, tarafların aralarında yapmış oldukları anlaşma gereğince senedin icraya verildiğinin anlaşıldığından, sanıklar hakkında isnat olunan kamu kurum ve kuruluşları ve tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun sabit olmaması nedeniyle sanıkların ayrı ayrı beraatlarına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, şikayetçi …’in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,02.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.