YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/8040
KARAR NO : 2018/12356
KARAR TARİHİ : 26.11.2018
Borçlunun ödeme şartını ihlâli suçundan sanık …’un beraatine dair Denizli 2. İcra Ceza Mahkemesinin 26/04/2018 tarihli ve 2018/146 esas, 2018/850 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin Denizli 3. İcra Ceza Mahkemesinin 25/05/2018 tarihli ve 2018/150 Değişik İş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 14/11/2018 gün ve 94660652-105-20-9789-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 21/11/2018 gün ve KYB 2018/93409 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; 2004 sayılı Kanun’un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlâl suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekâlet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği, 14/06/2016 tarihli taahhütte takip tarihine kadar işlemiş faiz olarak 73,97 Tük lirası, takip tarihinden taahhütname tarihine kadar işlemiş faiz olarak da 10.319,48 Türk lirası gösterildikten sonra, ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizin de 57.598,16 Türk lirası olduğunun belirtildiği ancak “ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiz” den hangi ödeme tarihinin kastedildiğinin açık olmadığı, ilk taksit ödeme tarihi olan 01/07/2017 tarihinden son ödeme tarihine kadar işleyecek faiz belirtildiği kabul edilse dahi, bu defa taahhüt tarihi olan 14/06/2016 tarihinden ilk taksit ödeneceği 01/07/2017 tarihine kadar geçen sürede işleyecek faizin, 57.598,16 Türk lirasına dahil edilip edilmediği hususunda açıklık bulunmadığı gibi, bu sürede işleyecek faizden alacaklının feragat beyanının da yer almadığı ve bu nedenlerle işleyecek faiz miktarında belirsizlik bulunduğu; diğer taraftan benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 09/06/2016 tarihli ve 2016/3298 esas, 2016/19382 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 583/1. maddesinde yer alan “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” şeklindeki hüküm dikkate alındığında, kefil olan sanığın azami miktarı ve kefalet tarihini kendi el yazısı ile yazmadığı ve dolayısıyla taahhüdün bu yönden de geçersiz olduğu gerekçeleriyle, sonucu bakımından yerinde olan beraat kararına karşı yapılan itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde itirazın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararının kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Denizli 3. İcra Ceza Mahkemesinin 25/05/2018 tarihli ve 2018/150 Değişik İş sayılı kararının CMK’nun 309/4-d. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, bu eylemle ilgili olarak tazyik hapsi infaz edilmekte ise salıverilmesine 26/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.