YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/27302
KARAR NO : 2015/20558
KARAR TARİHİ : 16.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı Asil … ve vekili avukat … ile davacılar vekili avukat…ın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, toplam miktarı 38.100,00 TL olan senetleri tahsil etmesi için 12.8.2008 tarihli protokol ile davalı avukata teslim ettiğini, ancak davalı tarafından senetlerin kendi adına değil, dava dışı … Limited Şirketi adına takibe konularak tahsil edildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 15.000,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “davanın reddine” ilişkin verilen ilk hüküm, davacının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak ve bozmadan sonra yapılan ıslah dilekçesi de dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, sözleşme ile davalıya teslim ettiği senetlerin dava dışı şirket adına takibe konulduğunu ileri sürerek, uğradığı zararın tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır. Mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar, davacının temyizi üzerine Dairemizin 11.3.2013 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında, davacı 10.12.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile davanın 43.392,55 TL üzerinden ıslahını talep ederek, bu miktar üzerinden karar verilmesini istemiş, mahkemece de ıslah edilen talep esas alınmak suretiyle 43.392,55 TL üzerinden hüküm kurulmuştur. Oysa ki, HUMK’nun 83. maddesi ve 4.2.1948 tarih, 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu nedenle davacının ıslahtan önceki talebi dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, mahkemece açıklanan husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Öte yandan davacı … tarafından açılan iş bu davada, davacı …, dava konusu senetler nedeniyle 38.100 TL miktarındaki alacağını 11.9.2013 tarihli temlikname ile …’e temlik etmiş olup, 10.12.2013 tarihli ıslah dilekçesinde, … ve …, her ikisinin de vekili olan Av…. tarafından birlikte davacı gösterilerek, … açısından 38.100,00 TL, … açısından ise 5.292,55 TL olmak üzere toplam 43.392,55 TL’nin davalıdan tahsili talep edilmiş olmasına rağmen, mahkemece ıslah dilekçesindeki … ve … adına ayrı ayrı yapılan talepler dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması da, kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ : 1. ve 2.bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 3. bent gereğince, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıda alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 741,00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 16/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.