YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/27334
KARAR NO : 2015/21059
KARAR TARİHİ : 22.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca ile davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı doktor … tarafından yapılan muayene sonucu fıtık ameliyatı yaptığını, ameliyat sonrasında sağ testisi ve baldırında oluşan şiddetli ağrı nedeniyle davalıya başvurduğunu, kullanılan ilaçlara rağmen bu durumun geçmediğini, sonrasında üroloji doktoru olan diğer davalıya yönlendirildiğini, bu doktor tarafından yumurtalıkta biriken suyun alınması amacıyla ameliyat olduğunu,bu ameliyata rağmen ağrısının devam ettiğini, sonrasında testiste biriken kan nedeniyle çürüme olduğu ve alınacağının söylenmesi üzerine davalılara güvenmeyerek bir başka hastanede ameliyat olduğunu ve testisinin alındığını, iş gücü ve cinsel yaşamının sekteye uğradığını ileri sürerek; şimdilik 5.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı 13.02.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 19.947,14 TL,manevi tazminatı 50.000 TL çıkarmıştır.
Davalı … savunmasında kendisinin yaptığı ameliyatla meydana gelen testis kaybı arasında bağlantı bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Diğer davalılarda kusurlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece davalı … hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile, 9.973,30 TL maddi ve 7.500 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm,davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı hastanede görev yapan davalı doktorlar tarafından uygulanan kusurlu tedavi nedeniyle oluşan zararın tahsili isteminde bulunmuştur.Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır.(BK 386-390) Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenli davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafifte olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.
Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunu gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, BK 394/1 maddesin hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
Somut uyuşmazlığa ilişkin yapılan yargılama kapsamında mahkemece Adli Tıp 3. İhtisas Dairesinden alınan bilirkişi raporunda; davacı hastanın yapılan ameliyattan bir gün sonra mevcut şikayetleri ile davalı doktor Seckin’e başvurduğu, davalı doktorun erken dönemde yapılan bu başvuruyu değerlendirip USG yapmadığı ve patolojiyi tespit etmediği, bu nedenle tedavide gecikmeye neden olan davalının 4/8 oranında kusurlu olduğu, diğer davalı doktorun ise bir kusurunun olmadığının tespit edildiği, bu rapor sonrasında Sağlık Şurasından alınan bilirkişi raporunda davacıda meydana gelen organ kaybının kavernöz hemangiomdan kaynaklandığı ancak komplikasyona yönelik tetkik ve tedavilerin tam olarak yapılmadığı, komplikasyonun iyi idare edilemediği, genel cerrahi uzmanı Davalı …’ın 2/8 oranında kusurlu olduğu rapor edilmiştir.Bu bilirkişi raporlarındaki tespitler itibariyle davalı cerrah …’in kusurlu olduğu tespit edilmiş, ancak davacıya izafe edilebilecek bir kusur tespit edilememiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık vekalet akdinden kaynaklanmakla, davalı vekilin her türlü özeni gösterme borcu olup,en hafif kusurundan bile sorumlu bulunduğuna göre zararın tamamından davalı doktor … ile bu doktoru çalıştıran davalı hastanenin istihdam edenin sorumluluğu hükümlerine göre sorumlu olduğu gözetilerek zararın tamamından sorumlu tutulmaları gerekirken, maddi zarar hesabında davacının bir kusuru olmadığı halde kusur oranına göre indirim yapılmış olması usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 894,60 TL. kalan harcın davalı-…’tan alınmasına, peşin alınan 25,20 TL harcın davacıya iadesine, 22/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.