Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2018/6291 E. 2018/20834 K. 15.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6291
KARAR NO : 2018/20834
KARAR TARİHİ : 15.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payı nedeniyle davacılar lehine tesis edilen ipotek karşılığının arttırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davacılar vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payı nedeniyle davacılar lehine tesis edilen ipotek karşılığının arttırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davalılardan …, Barlı, …, …, hakkında açılan davanın feragat nedeni ile reddine, … ve … aleyhine açılan ve takip edilmeyen davanın açılmamış sayılmasına, davalı … aleyhine açılan davanın, dava konusu 8696 ada 5 parsel sayılı taşınmazı davalı … ın imar uygulamasından sonra, 08.01.2009 tarihinde satış sureti ile iktisap ettiği anlaşıldığından ve sorumluluğu tapudaki ipotek miktarı ile sınırlı olduğundan hakkındaki ipotek bedelinin artırılması davasının reddine, karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1-Davalılardan … ile …’nün dava konusu 8689 ada 15 ve 8690 ada 8 parsel sayılı taşınmazları imar uygulama tarihi olan 18.12.1998 tarihinde iktisap ettikleri anlaşılmış olup, mahkemece bu taşınmazlar yönünden de işin esasına girilmesi gerektiği gözetilmeden, adı geçen davacıların dava konusu taşınmazları imar uygulamasından sonra satış sureti ile iktisap ettiklerinden bahisle, haklarında açılan davanın reddine karar verilmesi,
2-Dava dilekçesinde; dava konusu 8689 ada 4 parsel sayılı taşınmaz maliki olarak … aleyhine dava açıldığı halde, dava konusu taşınmazın mevcut tapu kaydına göre malikinin … olduğu anlaşılmıştır.
Bu hususta maddi hata yapılıp yapılmadığı,davacılar vekilinden sorulup,6100 sayılı HMK nın 124/4.maddesi de gözetilmek suretiyle sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile adı geçen hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi,
3-Dava dilekçesinde gösterilen davalılardan Mahmut Bengü nün adı, davacılar vekili tarafından verilen 18.05.2012 havale tarihli dilekçe ile Mustafa Bengü olarak düzeltildiği halde, gerekçeli karar başılığında adı geçen davalının ad ve soyadının hatalı yazılması,
Kabul edilen davalılar yönünden ise;
4-İpotek bedeli 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 6487 sayılı Yasanın 21. maddesi ile değişik geçici 6. maddesi hükümleri uyarınca belirlenmiş ise de; söz konusu yasal düzenleme açıkça ipotek borçlusunun kamu idareleri olması haline ilişkin olup, gerçek kişiler arasındaki ipotek bedelinin artırılması davalarında uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Kaldı ki, 13.03.2015 gün ve 29294 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 13.11.2014 gün ve 2013/95 – 2014/176 sayılı kararı ile;
6487 sayılı Yasanın 21. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun başlığı ile birlikte değiştirilen geçici 6. maddesinin; “2981 sayılı Kanuna göre yapılan imar uygulamalarından doğan ve ipotekle teminat altına alınanlarda dahil olmak üzere her türlü alacak ve bedellerinin borçlu idarelerce ödenmesine” ilişkin usulü düzenleyen on ikinci fıkrası Anayasanın 2, 35 ve 36. maddelerine aykırı görülerek iptal edilmiştir.
Bu durumda; imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen ya da davacı lehine tesis edilen ipotek karşılığının arttırılması davalarında, 6487 sayılı Yasanın 21. maddesi ile 2942 sayılı Yasaya eklenen geçici 6. maddenin on ikinci fıkrasının uygulanması mümkün olmadığından, taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden, benzer nitelikte ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için yeniden imkan tanınması, lüzumu halinde yeniden resen emsal getirtilmesi ve bu emsallere göre dava tarihi esas alınarak değer biçilmesi için oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 15/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.