Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2013/828 E. 2013/9278 K. 14.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/828
KARAR NO : 2013/9278
KARAR TARİHİ : 14.03.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 20.11.2012 tarih, 2012/16816 Esas, 2012/33826 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun “Bilinen Adreste Tebligat” başlığını taşıyan 10. maddesinde; “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir.” hükmüne yer verilmiş, Tebligat Tüzüğü’nün 13 maddesinin 1.fıkrasına göre de, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa kendi müracaatı, diğer alakalıların bildirmesi, mevcut vesaik tahkikat veya sair suretlerle bilinen en son adresinde yapılır.” düzenlemesi getirilmiştir.
Tebligat Kanunu’nun 10. ve 35. maddelerinde değişiklik yapan 6099 Sayılı Yasa, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği 17.01.2012 tarihinden önce 19.01.2011 gününde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Yukarıdaki hükümler gereğince, tebliğ yapılmak istenen kişinin bilinen en son adresinde tebliğ işleminin yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; her ne kadar borçlu tüzel kişinin ve Ticaret Sicil müdürlüğünce bildirilen Ticaret Sicilinde kayıtlı bulunan Beşiktaş’taki adresine çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade olunması üzerine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ yapılmış ise de; alacaklı tarafından, takipten önce, takibe konu faturalarda yazılı olan Üsküdar’daki adreste bu faturalarla ilgili noterden ihtarname tebliğ edildiğine göre, borçlunun bilinen son adresi faturada yazılı olan Üsküdar adresidir. Yukarıda açıklanan ilke uyarınca, bu hali ile borçlunun Ticaret Sicilinde bulunan ve Ticaret Sicil müdürlüğünce bildirilen adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca yapılan tebliğ işleminin usulüne uygun olduğundan söz edilmesi olanaklı değildir (Hukuk Genel Kurulu’nun 04.11.2009 tarih ve 2009/12-408 Esas, 2009/486 Karar sayılı kararı).
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 32.maddesi gereğince, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Hukuk Genel Kurulu’nun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
O halde mahkemece, tebligat usulsüzlüğü şikayetinin kabulü ile ödeme emri tebliğ tarihinin borçlunun beyan ettiği öğrenme tarihi olan 30.01.2012 olarak düzeltilmesine karar
verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup bu nedenle kararın bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla borçlunun karar düzeltme talebinin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlunun karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 20.11.2012 tarih, 2012/16816 Esas, 2012/33826 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkemenin kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.’nun 366. ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 14/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.