YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17238
KARAR NO : 2013/12647
KARAR TARİHİ : 06.06.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, re’sen prim ve gecikme zammı tahakkukuna ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının 12.02.2002 tarihli “part-time hizmet sözleşmesi” başlıklı sözleşme ile özürlü kadrosundan olmak üzere davacı işveren şirket nezdinde çalışmaya başladığı ve dava tarihi itibariyle de çalışmaya devam ettiği, 16.02.2006 tarihinde açtığı dava sonucunda özürlü istihdamına ilişkin mevzuat uyarınca tam süreli olarak çalıştırılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle … 2. İş Mahkemesi’nin 26.02.2008 gün 147 / 54 sayılı ilamı ile sigortalının işveren ile iş sözleşmesinin mevzuat değişiklik tarihine istinaden “…24.03.2004 tarihinden itibaren tam süreli iş sözleşmesi olduğunun tespitine” karar verilmiştir. Anılan ilamın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 11.03.2010 gün 27491 / 6498 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesi üzerinde, davalı Kurum tarafından 2004/3 – 2010/4 dönemleri arasındaki çalışmaları ayda 30 gün üzerinden tam çalışmaya tamamlanarak, re’sen ek bildirge ve bordrolar tanzim edilmiş ve ek prim ve gecikme zammı tahakkuk ettirilmiştir. Davacı, söz konusu Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiş, Mahkemece, Kurum işleminin kesinleşen ilama dayalı olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
506 sayılı Kanunun 6’ncı (5510 sayılı Kanunun 7’nci) maddesi uyarınca 506 sayılı Kanun kapsamında …’lı (5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi) sigortalılar herhangi bir mahkeme kararına, Kurum işlemine, tarafların isteklerine bağlı olmaksızın, hizmet akdine dayalı olarak işverene ait işte çalışmaya başladıkları andan itibaren sigortalı sayılırlar. Çalışmaya başlayan sigortalının bir ay içinde çalıştığı süreler (prim gün sayısı) ile prime esas kazançlar toplamı (eğer sigortalı ayda 30 günden az çalışmış ise buna ilişkin olan belgelerle birlikte) işveren tarafından 506 sayılı Kanunun 79’uncu maddesi ve yönetmelikler çerçevesinde davalı Kuruma bildirilmektedir. Prim gün sayısı, prim hesabına esas tutulan günlük kazanç üzerinden primleri ödenen günlerin
toplamından ibarettir. Kısmi zamanlı (part-time) çalışanlar yani günlük olağan çalışma süresinin tamamında değil de daha altında çalışılan sigortalılar yönünden ise toplam aylık çalışma saatinin 7,5 saate bölünmesi ile bulunan gün kadar çalıştığı kabul edilmekte ve buna göre bildirim yapılmaktadır.
Somut olayda; davalı sigortalının kısmi zamanlı hizmet sözleşmesi ile 12.02.2002 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı anlaşılmakta olup; davacı işveren tarafından buna uygun bildirimler yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı Kurum işlemine esas alınan kesinleşmiş mahkeme ilamında; ne sigortalının fiili çalışma süresine ne de prime esas kazanca dâhil edilebilecek herhangi bir ödemeye ilişkin hüküm bulunmamaktadır. Anılan ilam, yalnızca sigortalının mevzuat gereği tam süreli olarak çalıştırılabileceğine dair bir tespitten ibarettir. Bu durumda; Mahkemece, sigortalının bildirimlerinde süre ve prime esas kazanca ilişkin eksik bulunup bulunmadığı 506 sayılı Kanunun 79’uncu maddesi kapsamında araştırılarak, bulunmadığının anlaşılması halinde davanın kabulüyle Kurum işleminin iptaline karar verilmelidir.
Kabule göre; 506 sayılı Kanunun 77 ve 79’uncu maddeleri uyarınca geçici iş göremezlik ödeneği ödenen süreler ile ücretsiz izinli olduğu dönemlerin sigortalının çalışmaması ve kendisine ücret ödenmemesi halinde prim gün sayısına dâhil edilemeyecekleri nazara alınmaksızın, davalı sigortalının anılan nitelikteki sürelerini de kapsayacak şekilde prime esas kazanç belirlenerek davacı aleyhine prim tahakkukuna ilişkin Kurum işlemi de yersizdir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 06.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.