Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/16014 E. 2011/18162 K. 06.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16014
KARAR NO : 2011/18162
KARAR TARİHİ : 06.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, hayvan alışverişinden dolayı davalıdan 16.900 TL alacaklı olduğunu belirterek, 16.900 TL alacağının takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “her ne kadar davada, takibe yapılan itirazın iptali değil, sadece alacağın tahsili istenilmişse de, takip talebine yapılan itirazın tebliği tarihinden itibaren 1 yıl içinde açılan alacak davasının, ne olarak nitelendirilirse nitelendirilsin itirazın iptali davası olarak kabul edilmesi gerektiği, aksinin kabulünün, alacağını ispat etme konusunda şüphesi bulunan veya gerçekte alacağı olmayan takip alacaklısının, davasını alacak davası olarak nitelendirerek %40 kötüniyet tazminatını ödemekten kurtulabileceği sonucunu doğuracağı” gerekçesiyle davanın reddine, takibin kötüniyetle yapılmış olması nedeniyle %40 inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-İcra ve İflas Kanunu’nun 67/1. maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir” düzenlemesi yer almaktadır. Bu düzenleme gereğince takip talebine itiraz edilen alacaklının bir sene içinde açacağı “itirazın iptali” davası ile takibe yönelik itirazın iptalini sağlaması mümkündür. Yine Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere, bu yola başvurmayan alacaklının, ister 1 yıllık süre içinde, isterse daha sonra bir alacak (tahsil) davası açarak alacağına kavuşması da 2011/16014-18162
mümkündür. Gerçekten de, alacaklının, başlatmış olduğu icra takibine yapılan itiraz üzerine, “itirazın iptali” davası açma olanağı var iken, tercihini bu yönde kullanmayıp, itiraza uğrayan takip konusu alacağını bir alacak (tahsil) davası ile talep etmesini engelleyen bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. İcra takibine vaki “itirazın iptali” davası ile bir alacağın tahsili amacıyla açılan alacak (tahsil) davası, nitelikleri ve sonuçları itibariyle farklı birer dava türleri olup, “itirazın iptali” davası, tamamen icra takibine bağlı olarak sonuçlandırılması ve buna dayalı olarak icra inkar ve kötü niyet tazminatı ile tarafların sorumlu tutulabilmeleri sonucu doğuran bir dava, alacak (tahsil) davası ise sadece alacaklının genel hükümlere göre alacağını bir ilama bağlatarak ve o ilam çerçevesinde alacağına kavuşma imkanını sağlayan bir dava çeşididir.
Somut olayda davacı, alacağının tahsili için daha önce icra takibi başlatmış olup, takibe itiraz üzerine de söz konusu takip durmuştur. Her ne kadar eldeki dava, yasada “itirazın iptali” davası açılması için öngörülen bir yılık süre içinde açılmışsa da, davacı dava dilekçesinin sonuç bölümünde, takibe yapılan itirazın iptalini değil, alacağının tahsilini istemiştir. Yine dava dilekçesinin “Dava” başlığı altındaki bölümünde de, davanın konusu, “icra dairesine itiraz edilen 16.900 TL alacağın tahsiline karar verilmesi isteminden ibarettir.” Şeklinde açıklanmıştır. Bu itibarla alacak (tahsil) davası olarak açılan iş bu davanın, “itirazın iptali” davası olarak nitelendirilmesi ve yargılamanın buna göre sonuçlandırılması mümkün değildir. Nitekim hakim, taleple bağlı olup, talepten fazlasına, ya da talepten başka bir şeye hükmedemez. O halde mahkemece, davanın genel hükümlere göre açılmış bir alacak davası olarak incelenip, sonuçlandırılması gerekirken, yazılı şekilde “itirazın iptali” davası olarak incelenip hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 06.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.