YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15267
KARAR NO : 2013/19948
KARAR TARİHİ : 17.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; avukat olan müvekkilinin adına havale yoluyla gönderilen 1000 Euro’yu almak için davalı bankaya müracaatı üzerine banka yetkililerinin avukatlık kimliğiyle işlem yapılamayacağını, bu kimlik belgesinin Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkındaki Yönetmeliğin 6. maddesinde sayılan belgelerden olmadığını bildirdiklerini, oysa müvekkiline ait avukatlık kimliğinin Avukatlık Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca resmi kimlik hükmünde olduğunu, davalı banka uygulamasının yasal bulunmadığı gibi ödenmeyen havale bedelinin tahsiline yönelik müvekkilince başlatılan takibe davalının itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaliyle takibin davamına ve %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilince gerçekleştirilen uygulamanın Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi ve Terör Finansmanı’nın Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkındaki Yönetmeliğe uygun bulunduğunu davacının ibraz ettiği avukatlık kimliğinin ilgili yönetmelikte sayılan belgeler arasında sayılmadığını bildirerek, davanın reddi gerektiğini savunmuş ve %20 oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece; Avukatlık Kanunu 9. maddesinde belirtildiği üzere avukatlık kimliğinin tüm resmi ve özel kuruluşlarda kabul edilen resmi kimlik hükmünde olduğu, davalı bankanın havale bedelini ödememek için gerekçe yaptığı yönetmelik hükmünde avukatlık kimliğinin sayılmamasının bu kimliğin hukuki geçerliliğine etki etmeyeceği üst norm niteliğinde olan yasaların yönetmeliklerden önce uygulanması gerektiği gibi yönetmeliklerin yasaya aykırı olarak yorumlanamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının iptaliyle, takibin devamına, koşulları oluşmadığından tarafların tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
4208 Sayılı Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesi Hakkındaki Kanunun 15. maddesinde, bu kanunun uygulanmasına dair yönetmelik çıkarılacağı öngörülmüştür. Anılan hüküm doğrultusunda Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair 4208 sayılı Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik düzenlenerek 02/07/1997 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup bu yönetmeliğin “ Kimlik Tespit Usulü” başlığı altında düzenlenen 6. maddesinde ise kimlik tespitinde kullanılacak belgelerin “nüfus hüviyet cüzdanı, sürücü belgesi ve pasaport” olduğu belirtilmiştir. Davalı yanca dosyaya delil olarak sunulan Danıştay 8. Dairesi’nin 2005/1614 E. 2006/1140 K. sayılı kararında da yönetmeliğin ilgili hükmünün Avukatlık Kanunu’nun 9. maddesine aykırı olmadığının saptandığı ve yönetmeliğin 6. maddesinin iptali isteminin reddine karar verildiği görülmektedir.
Bu durum karşısında mahkemece 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesi Hakkındaki Kanun, bu kanun gereğince çıkarılan yönetmeliğin 6. maddesi hükmü ve dosyada mevcut Danıştay kararı içeriği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.